Dizi İncelemesi: Sherlock

Sir Arthur Conan Doye’nin yazdığı dahi dedektif Sherlock Holmes ve yakın dostu John Watson’ın hikayelerinin anlatıldığı eserlerin, dizi evrenine uyarlanışıdır. Sherlock Holmes daha önce bir çok kez dizi, film ve tiyatroya uyarlanmıştır. Peki bu yapımı diğerlerinden ayıran nedir diye soracak olursanız söyleyeyim: 21. yy. Evet, Conan Doyle’nin yazdığı hikayeler 1900’lü yıllarda geçmektedir. Ancak Benedict Cumberbatch’nin Sherlock Holmes’i ve Martin Freeman’ın John Wantson’a hayat verdiği Sherlock dizisinde hikayeler 21.yy’de geçmektedir.

Sherlock Holmes danışman dedektiftir. Yüksek enerjisi ve hızlı konuşmasıyla izleyiciyi hemen ekran başına kitleyip eline bir avuç soru tutuşturur ve bir anda kendinizi, bu kendi kendine konuşan(sesli düşünen) adamla dava çözmeye çalışırken bulursunuz. Davalarını çözerken uyguladığı tümevarım ve tümdengelim yöntemlerini uygulayışı, en ufak bir detayın aslında çözüme giden yolda ne kadar da önemli olduğunu göstermesi sizi en çok etkileyen şeylerden biri olur. Aynı zaman da adli tıp, botanik, siyaset, jeoloji, kimya, anatomi, suç tarihi gibi alanlarda da uzmandır. Pragmatist bir karakter olan Holmes, zihninde bilgileri sistematik bir şekilde yerleştirerek ihtiyacı olduğunda zihin köşkü yöntemiyle onlara erişip bu bilgileri kullanması akılda en çok kalan sahnelerden biridir. Bununla birlikte kendisine yararlı olmayan bilgileri de zihninden silmeyi tercih eder. Hatta bir keresinde bununla ilgili Watson’a “Dünyanın güneş etrafında döndüğünü bilmek işime yaramıyorsa, neden bu bilgiyi kafamda tutayım ki?” bile demiştir.

Güvenilir dostumuz John Watson’a gelirsek, onunla ortak bir arkadaş aracılığı ile başlayan bu arkadaşlık, birlikte dava çözme ile devam eder. Kendisi askeri bir doktordur. Holmesla aralarında oluşan arkadaşlık ikili için çok önemlidir. Watson’ın hayatında aradığı aksiyonu bulmasından tutun, ihtiyacı olduğunda Holmes’a bir kalbi olduğunu hatırlatması ve ona farklı bakış açısı sunmaktaki başarısı bunlardandır. Tıpkı orjinal hikayelerde olduğu gibi Holmes’a doğru soruları sorarak seyircinin aklında oluşan boşlukların doldurulmasına da yardımcı olur.

Her iyi hikayenin sırrı başarılı bir kötüdür diyenlerdenseniz, işte o ezeli Düşman Jim Moriarty. Yazar Conan Doyle bu karakter için ‘suç dünyasının napolyon’u adıyla bilinen Adam Worth’den esinlenmiştir. Matematik dehası bu adama dizi evreninde Andrew Scott tarafından hayat veriliyor ve karektere biraz da enerji yükleyen Scott, bunu o kadar mükemmel bir şekilde yansıtıyor ki her sahnesinde seyirciyi ekrana kitlemeyi başarıyor. Yazar tarafından Holmes’un kötü versiyonu olarak yazılan bu karakter Holmes’un en büyük düşmanıdır. Son derece zeki, kurnaz ve tehlikelidir. Tüm İngiltere’yi kapsayan bir suç ağının lideridir. Ta ki, yolu Reichenbach’a düşene kadar.

Diger yandan Holmes’tan 7 yaş büyük olan, hükümetin vazgeçilmez dahi adamı Mycroft Holmes, Holmes’u alt edebilen tek kadın ünvanına erişen Irene Adler ve Scotland Yard’ın başarılı müfettişi Lestrade de önemli karekterler arasındadır.

Öte yandan dizinin diğer bir güzelliği de kitapları okumamış olsanız bile birazcık olsun Dedektif-Polisiye yapımlarına ilginiz varsa zevk almadan izlemeniz elde değil, keza oyunculuğun zirve yaptığı sahneler sizi ekrana kiliteyecek ve ortalama 88 dakikanın nasıl geçtiğini anlayamacaksınız. Şunu da eklemek gerekirse, Sherlock Holmes bir mini dizidir, her sezon 3 bölümden oluşmaktadır ve şuana kadar 4 sezon ve 3.sezonun ardından da 1 Noel bölümü gelmiştir. Şuana kadar elimizde 15 mükemmel bölüm bulunmaktadır. Diziyi yeni keşfedenler için bu bir hazinedir; çünkü izleyici her sezon için en az 2 sene beklemiş ve beklenilen bu süreye değmiştir.

*

Serinin İlk bölümde ikilinin tanışma hikayesi ve dinamiklerinin işlenişiyle başlayan serüven, Jim Moriarty’nin kırıntılarıyla devam eder. Başarılı olan bu ilk bölümde seyirci de çıkarım işlemine dahil hissettirilip detayların önemi eğitici bir şekilde sunulmaktadır. Tabi ki işin diğer güzel yanı ise ilerleyen bölümlerin sizi hayal kırıklığına uğratmıyor olmasıdır. Davasızlıktan sıkılınca duvara ateş eden Holmes mu dersiniz, yoksa aşkın, sadece kaybeden tarafta bulunan kimyasal bir kusur olduğunu savunan Holmes mu, ya da bir telefona bakarak size hayatta bulunduğunuz durumu anlatan Holmes mu dersiniz? Öteye yandan değer verdiği insanlar için ateşe atlayan Cumberbatch mi yoksa hepsini en güzel şekilde yansıtan Cumberbatch mi dersiniz?

*

Tekrar tekrar maraton yapıp her izlediğiniz de başka bir sahneyi kapacağınız, size bambaşka bir bakış açısı verecek olan bir yapımdan bahsediyorum. Eğer ‘bu adam hızlı hızlı bir şeyler dedi ve neler olduğu hakkında bir fikrim yok’ diye ekrana bakarken kendinizi bulursanız, sabredin ve izlemeye devam edin. Emin olun dizi, size bir önceki sahnede neler olup bittiğini ve nasıl olduğunu mantığınıza oturtacak şekilde sunacaktır.

Size, (biraz olsun polisiye dedektif yapımlarına ilginiz var ise) serinin kitaplarını okumanızı ve sonra diziyi, uyarlanıştaki detayı, işleyişleteki güzelliği, göndermelerdeki o sevimli detayları yakalayıp, o coşkuyu dibine kadar yaşayarak izlemenizi tavsiye ederim.

Diziyi izledikten sonra, dizinin size çok şeyler kattığını farkedeceksiniz.Günlük hayatta karşılaştığınız sorunların çözümüne dair doğru soruları bulmanın yolunu ve küçük detayların çözüme giden yolda aslında ne kadar da büyük yer ettiğini göreceksiniz.

İyi seyirler dilerim.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.