Biraz Acıdan Çokça

I

Çocukların çizdiği güneş gibi tanırım seni, dağ göğsünde ceylan bilirim.

Sen sayfa ortasından kalkıp kızıllığına veda eden günsün, sadece bakana gülümseyen tuz gibi kayaya serip kendini…

Bakışlarını hep kısa kestiren;

Söyle, hangi masalın perisisin gülüşüyle ırmaklar serinleten?

II

Keşiş gür saçını dağa bırakır, atın hüznü çift nalda mıh gecenin yol bilene taşıdığı bir yudumluk abıhayattır.

Ve aşk bir kadının dilidir ki,

Acıyı en güzelinden konuşur.

Dünyanın aynasında kuşlarla uçmaya yeminli

Eskiyen avuçla acı gibi göçebe merhametten gülüşü perdeler astığın göz ucunda eline bulaşan özlemken

Söyle, Eyüp Nebî gibi tenine,

Kaç kurtçuk sığdırırsın?

III

Gelincik toplar gibi toplarsın, dalga ucunda köpüğü meşeden tabut yapar gibi ya da başından taç yaprakla ötelerin kıyısında gezinirsin, tutup en çılgınca çığlığınla dağın yankısını taşlarsın.

Gitmekle kalmak arasında yalınayak gezinen sen, söyle

Hangi gecenin rüyaya açılan,

Bin kırık kapısısın?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.