AYRILIĞA ŞİİR SÜSÜ

Bütün isyanım;

Nuh’un aşk acısı çekmesi üzerine…

Kavmini terk eden peygambere,

Sevdaya yanmayan suya

Ve Turist Ömer’e…

Küçüklüğümü fırsat bilip, arkamdan ölmüştü bir kere.

Sonra, keşkelere.

On liraya bir hafta çalışan tamirci çırağına,

Tüm gün ağlayan başı okşanası yetime,

Sonu ısrarla mutlu biten masallara,

Yalnız fotoğraf makinesine gülen suratlara,

Palyaçolara,

Şair olmak için sabaha karşıyı bekleyen yeni yetmelere,

Yani bana,

Yani sana…

Belki;

Gecenin zehrinde bir mesaja sığan aşklara,

Sözde, adı sevdalara…

 

Gidişinin gün dönümünde,

Bir ayrılığa daha şiir süsü verdim.

İlhamın geleceği filan yok.

Hava da soğuyor.

Kalsaydın.

Sarılsaydın yaralarıma,

İyi olurduk.

Son kadehi tokuşturup, denize dökseydik beraber.

Bütün balıkların kafası güzel olsaydı iyi mi?

İyi amcalar ölmeseydi,

Siyah beyaz kalsaydık da,

Hayallerimizi griye boyasaydık.

Bayram gecesi yeni ayakkabılarımıza sarılır gibi sarılsaydık.

Ne bileyim.

Ahlâkımızı batıdan alsaydık veya.

Bari şu mevsime de beraber girseydik,

Masallara da inanırdım o zaman.

Gidişinin devam ettiği her saniye,

Dünyadan düşüyorum hissi kaplamazdı içimi.

 

Sensizleştikçe,

Kadraja hatayla girmiş, yoldan geçen bir adamlaşıyorum,

Herkesin gülümsediği kareye tepkisizleşen,

Daha da kötüsü, sevmekten uzaklaşıp, sizleşen…

 

Hazır hepiniz buradayken,

Hazır hepimize bıkkınlık hissi vermişken yaşamak,

Ve ben biraz daha risk almışken severek,

Kalsaydın.

 

Her sabah seni seviyorum kurşunları yağdırsaydın üzerime.

Kuşları da vurmazlardı o zaman.

Babadan kalma öfkem de dinerdi,

Kalbimden vurulmuşa dönerdim.

Kalsaydın.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.