ROSA PARKS: SİYAH DİRENİŞ

“Kül olayım Kerem gibi yana yana.
Ben yanmasam,
sen yanmasan,
biz yanmasak,

nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…
-Nazım Hikmet Ran”

Bazen öyle anlar gelir ki tüm odunlar bir yana toplanır, üzerine benzin dökülür ve sadece ufak bir kıvılcım beklenir. Sadece ufak, önemsiz, fersiz bir kıvılcım. Sonrasında dağlar oynar yerinden. Her yer, herkes ver her şey tutuşur. Bu önemsiz denilebilecek kıvılcım, içinden çok büyük yangınlar çıkarır.
Geçtiğimiz yüzyıllarda Amerika’da siyahilere karşı büyük baskılar vardı. (Ki henüz bitmiş sayılmaz) 1900’lü yıllara baktığımızda baskıların boyutu çok daha fazlaydı. Siyahilerin okulları ayrı, hastaneleri ayrı, yemek yiyebileceği hatta oturabilecekleri yerleri bile ayrıydı. Yani siyahiler hayatın her alanında ikinci sınıf muamelesi görüyordu. Otobüslerde bile bu baskı barizdi. İlk 10 koltuk beyazlara aitti ve siyahlar oturamazdı. Siyahlar değişir statüdeki ortalara ve arkalara oturmak zorundaydı. Eğer öndeki koltuklar dolarsa ve bir beyaz ayakta kalırsa siyahiler kalkıp yer vermek durumundaydı. Arkada da yer kalmadıysa otobüsten indirilirlerdi. 1 Aralık 1955 yılında Montgomery şehrinde siyahi bir kadın terzilik yaptığı işten yorgun şekilde çıktı. Yorgunluktan tamamen bitmiş bir hâlde orta koltuklardan birine oturan Rosa’nın tek isteği vardı, evine ulaşmak. Otobüs ilerledikten sonra içeri beyazlar girdi ve ayakta kalan dört beyazın oturması için şoför siyahilere kalkmasını söyledi. Önündeki üç siyah adam itirazsız şekilde kalkmasına rağmen sıra Rosa Parks’a gelince sadece baktı ve yerinden kalkmadı. Tek yaptığı şey bir şey yapmamak olur Rosa’nın ama bu eylemsizliği binlerce eylemi barındırır içinde. Şoför otobüsü durdurup polisi çağırır. Rosa polis tarafından götürülür. O an için tek isteği evine gitmek olan Rosa istemeden bir eylemi, daha doğrusu bir devrimi başlatmıştı. Beklenen kıvılcım gelmişti artık. Yani bardak dolmuş, dolmuş, dolmuş ve ufacık bir damlayla taşmıştı. Olay tüm ülkede duyuldu ve hararetli tartışmalar başladı. Rosa’nın tutukluluğunun üçüncü gününde alınan bir kararın ardından siyahiler gittikleri her yere yürüyerek gitmeye başladı. İşe, okula, gezmeye giderken hiçbir şekilde ulaşım araçlarını kullanmadılar. Vicdanı olan herkesin vicdanını yakan bu muhteşem direniş 382 gün sürdü ve tarihe “Montgomery Otobüs Boykotu” olarak geçti. Bu muhteşem eylemin sonrasında siyahiler 1965’te Sivil Haklar Yasası’na kavuşur. (Hak verilmemişti, alınmıştı.)
Ve bu siyahi terzi kadının kıvılcımıyla başlayan yangın içinden Martin Luther King gibi devasa şahsiyetleri de çıkardı ortaya. Evet, Martin, Rosa Parks’ın kıvılcımından oluşan koca bir yangındır. Rosa’nın bu basit eyleminden sonra yarım milyon siyahi Martin’in meşhur “I Have A Dream” (Benim Bir Rüyam Var) konuşmasını canlı olarak dinledi. Yani basit bir birey olan Rosa, yüz binler oluşturmuştu. Ve ansızın çakan bir kıvılcım koca bir yangın başlatmıştı.
Sevgili okur her şey bir kişiyle başlayacak, her uzun yol bir adımla atılacak, her adalet bir istekle alınacak. Yeter ki doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde olsun.
Kahraman beklemek yerine kahraman olmak gerekir. Birini kurtarmak için önce kendini kurtarmak gerekir. Bazen şartları aldırış etmeksizin “HAYIR” kelimesini her harfini yırtarcasına haykırmak gerekebilir. Ve bazen bunları sadece oturarak yapabilirsin.
Kendimizi, mahallemizi, ülkemizi, kıtamızı, dünyamızı kurtarmak zorunda olan bizler minicik kıvılcımlardan ibaret olsak da doğru zaman ve yerde infilak eden bir bombadan farksız olabiliriz. Dünyayı kurtaracak yegâne şey sevgi, cesaret ve direniştir. Neye direniş? Haksızlıklara karşı hak adına bir direniş. Neye direniş? Baskılara karşı baskısız bir direniş. Nasıl bir direniş? Yakmadan. Yıkmadan. Kan akıtmadan. Küfretmeden. Sloganlaştırmadan. Adalet için adaletli bir şekilde direniş. Çünkü bütün hayvanlar eşit ama domuzlar daha fazla eşit değildir. Çünkü sen, başkasından, başkasıysa senden üstün değildir. Çünkü adalet ve özgürlük bir insanın iki var edeni, iki koruyucusu, iki kılıcı, iki ayağıdır. Ve hiç kimse sakat kalmamalıdır bu dünyada…
Hiçbir ruh basit değildir sevgili okur ve doğru zamanda herhangi biri o küçük kıvılcım olabilir.
“Gel o kıvılcım sen ol.”

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.