FERİDE’M

O kadar çok şeysin ki, fısıldayışın bile
Aşığın mızrabından dil aldırır Feride’m.
Bir bakışın Şeytan’a, bir gülüşün Kâbil’e
Ebrehê diyarından fil aldırır Feride’m.

Kamer buluta kızar; geceyi bürür diye
Yıldızlar güne küser; sabaha yürür diye.
Belki senden uzakta başka yar görür diye
Ellerim gözlerime mil aldırır Feride’m.

Baykuşlar karanlığı gamla bölüşüyorken
Kardelenler boy verir, Zemheri üşüyorken.
Öyle bir sevda ki bu; başkenti düşüyorken
Vuslat sınırlarından il aldırır Feride’m.

Yanar elbet; sön desem sönmeyecek yüreğim
Dur desem, durmayacak; dönmeyecek yüreğim.
İsminden başka çölde dinmeyecek yüreğim
Ab-ı hayat şehrinden sel aldırır Feride’m.

Sevdan ki, hüznü aşkın lûgatından çıkarıp
Yıldızsız bir gecede hüsranı aşkla karıp,
Kelimelere küsmüş bir ümmiye yakarıp
Şaire gözlerinden el aldırır Feride’m.

Yağmur gizlice ağlar; damlayı göl sanarak
Gün önünde diz çöker; için için yanarak
Dolunay, kaşlarını hilâlden kıskanarak
Mehtabın ışığından tel aldırır Feride’m.

İsmin ki; aşk önünde maşuka diz çöktürüp
Nefesin koktu diye güle yaprak döktürüp
Adını anar diye bülbüle gül söktürüp
Mecnun’un gölgesinden çöl aldırır Feride’m.

Bakışın ilkbahardır; ansızın yağmak için
Gözlerin güne değer; zifiri boğmak için.
Gülüşün, bir dudakta yeniden doğmak için
Anka’nın kanadından kül aldırır Feride’m.

Kaînat eşi değil saçının bir telinin
Mecnun farkında değil, küçücük emelinin.
Bil ki sevdan, sabahı seyreden bir gelinin
Duvağına dokunup, tül aldırır Feride’m.

Saat değil an bile geçmez senden uzaksam
Gözlerindir gördüğüm; hangi noktaya baksam.
Nasıl bir aşktır ki bu, ömrü bin kere yaksam
İbrahim’in elinden gül aldırır Feride’m.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.