DEVRİM ARABALARI

Hayat acı tatlı zorluklarıyla etrafımızı çepeçevre sararken, hayallerimize ulaşmamızdaki kararlılığımızı da her fırsatta sınamayı elinden bırakmıyor. Bu yüzden bir işin zor olmasının başka, imkânsız olmasının başka olduğunu anlamamız ve olaylarla ilgili kararlarımızı da ona göre vermemiz gerektiğini kendisine has diliyle bizlere göstermeyi elinden bırakmıyor.

Makus talihini yenmeye çalışan bir ülkenin, bir hayale inanmış bir avuç mühendisinin hayallerini gerçekleştirme adına ortaya koydukları çabaların destansı hikâyesinin beyaz perdeye yansımış halidir Devrim Arabaları.

15 Ağustos 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatının ve bir çok insanın negatif beyan ve açıklamalarına rağmen Cemal Paşa en büyük devrimi zihinlerde yapmaya karar vermiş ve bir ülkenin evlatlarının her şeyi yapabileceğine olan inancını sınamıştı. Ülkenin içinden geçtiği zor dönemi anlamak, yapılmak istenen şeyin aslında öyle çok basit bir hayal olmadığını anlamamıza yardım edecektir. Çünkü bir ülkenin seçimle iktidara gelmiş bir hükümeti, gerçek bir darbe ile alaşağı edilmiş ve dönemin muktedirlerinin kendilerini ilk önce hapiste ve daha sonralarıda dar ağacında bulmaları ile sonuçlanmıştı. İnsanların bir arabaya olan ihtiyaçları Maslov’un meşhur ihtiyaçlar piramidinde de yer alan “Temel ihtiyaçlar” düzeyini dahi aşamamış bir ülkenin 23 mühendisi tarafından düşlenmişti.

Devrim Arabaları, 2008 yılında Tolga Örnek’in yazıp yönettiği drama tarzında çok iyi yorumlanmış bir film olmayı başarmış tarihi gerçekliği olan yerli bir filmdir. Bilindiği gibi Tolga Örnek Deniz Kuvvetleri eski komutanlarından Özden Örnek’in oğludur. Birçok tarihi içerikli filmine ek olarak Kaybedenler Kulubü ve Gallipoliden de hatırlayabilirsiniz.

Bir röportajında Tolga Örnek filmin çıkış hikayesini anlatırken filmin, babasının verdiği Devrim ile alakalı bir kitapçıkla başladığını ifade eder.

Filmin narin ve insanı derinde vuran dokusu içerisinde insanın en zayıf yönlerinden biri olan kıskançlığın o biçimsiz, göz ve gönül tırmalayan yapısı da dikkatlerimizi bütün nizamsızlığı ile çekmektedir. Kıskançlık insanlık tarihi kadar eski, Habil ile Kabil’i birbirine düşüren, kardeşi kardeşe kırdıran en acımasız olgulardan biridir. Kıskançlığın insana şeytanı bile melek gösteren bir yanı olduğunu ve onu aslında karşı konulması imkansız bir duygu halinde karşımızda arz-ı endam etmesine neden olduğunu görüyoruz. Her şeyi başarabileceklerine inanmış ve vizyon sahibi mühendislerin önlerini kesmeye çalışan gulyabani kılıklı siyasetin ve onun azat kabul etmez köleleri tarafından kıskançlığın nasıl ve bir tercih meselesi olarak kötüye kullanıldığını görmememiz neredeyse imkansız olacaktır.

Her olgu gibi kıskançlığın da iyiye ve kötüye yönlendirme kuvveti vardır. Mesela nasıl ateş, hem iyiye hem kötüye kullanılabildiği gibi, insanın içindeki duygular da doğru ellerde ve yüreklerde gerçek manalarını bulup uygun şekilde kullanılması sağlanabilir.

1961 yılının 29 Ekimi ve Cumhuriyetin 38. Yılı öyle ya da böyle bir ülke için dönüm noktası olmuş Türkiye’de otomobil yapılamaz iddası ‘’Devrim’’le çürütülmüştü. Bu ülkenin evlatlarının hayallerinin ve inançlarının karşılığı olan o dört tekerlekli aracın, Ankara sokaklarında gezerek imkansızla zor arasındaki farkı ispatlaması insanların içinde “Biz de yapabiliriz”duygusunu çoştursa dahi film bu ülkenin bir başka hakikati olan “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” gerçeğini çok yalın bir dille ifade etmiştir. Ceza kelimesi aslında yapılan bir işin karşılığı anlamında kullanılır. Fakat Türkçemizde sadece negatif anlamı ile alınmış ve kullanılmıştır. Umarım iyiler iyiliklerinin cezalarını ve kötülerde kötülüklerinin cezalarını alırlar demeden de geçemeyeceğim.

O gün yapılan 5 arabadan sadece bir tanesi günümüze kadar ulaşabilmiş ve halen imkânı olanlar için Eskişehirdeki Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Ş. Ahmet Kanatlı Cad. 26490 – Eskişehir/TÜRKİYE adresinde yeniden bu topraklara inancı olan bir hayalin peşinden koşabilecek insanları beklemektedir.

İyi seyirler…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.