AH MİNEL!

Dört yanım yıkık dökük,
Sualimin yanıtı, sesime ses ver nerelerdesin!
Ellerimle kurduğum o şaşalı hayat;
Şimdi bilsem nerelerde, hangi şehirde kimlerindir?
Bir görsen hissedersin bir harabe var ki;
Tâ derinlerde, onarılmayan hüznün hapsinde…
Bir hayat var ki benliğimde;
O da hiçlikten, kimsesizlikten yana ıssız bir yerde…
Bahçemin gülleri solup gitti de hanemde,
Tutamadım gidenlerin elinden kal diye.
Ah yüreğime benziyor şimdi bu yerler,
Duyuyor musun feryat ediyor kimsesizler?
İki damla gözyaşımda, her gece bu yerlerde,
Burnuma gelir acı toprak kokusu…
Ah Minel söylesene buralar neden tarumar…
Sorma bana ne olur, “Baharken her köşen bu neyin hazanı!”
Ah Minel! Yüreğimde volkanlar kaynarken içten içe
Gözlerimde yağmurlar, hesap sorar bu ne hâl diye…
Söyleme, deme öyle “Bu neyin yası, neyin tasası” diye
Telaşım nedir bilir misin, ey beyazın kanatlanmış hali;
Yok yere acı kaftanlarını giyinip,
Hayata tutunmaya çalışanların onur savaşı…
Neden söylesene neden masumların savaşı?
İşte anlıyor musun?
Ondandır bitap düşmelerim.
Kara bahara uyanırken çocuklar,
Bende hep acı çığlıkların kahrı…
Kulağımda hep o nakarat;
“Dünyanın kanunu bu mu?”
Şimdi söylesene bana Ah Minel!
Minel’im bahar geldi mi sizin oralara?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.