TOPAL HÜRRİYET

Elleri, hüzünlere gebe kalmış eskilerden
Ellerin, çiçekler sulayan her gündüzden
Büyüsü çiçeklerin, bülbül kokusu
Büyüsün çiçeklerin, sula hakir çocuk…

Gökyüzü bulmuştu suskun hurdalıkta
Maviye çalan hislerle debelendi boz toprakta

Kaç arşın adımlamış, saymamıştı
Taze duvaklar sayıkladı içinden
Öpünce geçen yaralar
Koşan çocuklar geçti birden aklından
Hepsi birden olmuştu
Birden düşmüştü yollara
Elleri kolları bağlı ağaçlar
Kısılmış sesler duydu ardından

Hayır! Hayır! Diye haykırdı bilmeden
Sahipsiz bakışlar vardı üzerinde
Düşünceden yoksun suratlar
Konuşunca nefreti sayıklayan bilginler…

Sessizliği koyu bir gecenin ayazı
Girdabı pencerelerden süzülen gönlüne
Şafağı beline dolayıp da sökmek istedi karanlıktan
Küçük taşlara takıldı ayakları…

Neredeydi özgürlük
Sarmaş dolaş eden bu ipler neden!

Utandı,
Utancıydı gözyaşları
Bir daha geçmeyecekti bu diyardan
Yemine susamış bir aslan veya insan
Ne fark eder artık yürüsen koşsan
Olmayana varmak olandan mahrum kalmaktı…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.