KULAKLARIMDA ORG ÇALAN ŞEYTANLAR

I.SORGU
İnsan neyle doyar, nasıl doğurulur, onun maddesi nedir, hamuruna ne katılmıştır, onun hissi kaç şekilde ellenir, hakikate nasıl erer insan, nasıl unutabilir tüm bildiklerini, kime sorabilir kaybettiklerini?

Öleceğini düşünmeyenlerin öldürdüğü bu dünyada ben, kendimi hangi kahırda bağışlayabilirdim hayata? Yolda olmanın kekremsi tadıyla, o ekşi yüz buruşukluğu ve tatminsizlikle kendimde dokunamadığım onca şeye bir başkasında ulaşmanın düşüncesine nasıl inanabilirdim? Bilmiyorum.

İnançlarımı kucağımda toplayıp yürürken, hangi değişmez kural inandırabilir beni baştan başlamayacağıma? Karnıma hiç ölmeyecekmiş gibi bastırdığım, kendim saydığım onca şeyin sırtımdan çıkmayacağına bana hangi kadın gülümsemesi kanıtlayabilir?

II. KENT MEYDANI
İnsan, hiçbir zaman hür bir huzura ermez. Yanındaki bina yüzünden gökyüzünü göremiyorsan özgür değilsin, bağımsız değilsin talanlardan. Köylüler diyeceksin, orada ufak evler olur ve görünür pozisyondadır hep gök. Ben diyeceğim ki; onlar da kafalarının içine dikilen binalardan hiç düşünmezler göğe bakmayı, göğe bakmanın manasını dizginleyerek kendilerini düşünmezler. Binaların arasına hapsoluyoruz, binalar, binalar, binalar… Ne kalabalık bir kelime! Kırk dairenin kırkında birbirinden habersiz yatağında kıvranırken acizliğini düşünerek sızı içerisinde ağlayan kırk insan, ne korkunç. Kimsenin, ihtiyacı yok sanki kimseye. Ne korkun, herkesin paylaşmaya ihtiyacı var aynı zamanda. Öyleyse çıkar kınında sakladığın şehveti, sapla kalbine gözüne paralel açılanın.

İnsan, hiçbir zaman mutlu olamaz. Çünkü o hayalinde kurduğu insanları, gerçek hayatta karşısına çıkan insanlara adapte eder. Oysa gerçekler hesaplara uymamak üzere nefes alır. Yani ben uzunca zaman tiner çeken bir kadınla ilişki yaşadığımın hayaliyle hoş olduktan sonra, karşıma çıkan ilk kadından tiner çekmesini bekleyemem. Evet, abes örnekler anlama kesinlik katar.

Kendini sevmeyen insana, hümanizm diyorsun. Dostunu aldatandan, dünya barışı bekliyorsun. Kendini diri, dinç, yalansız tutamayan insanda aradığın bunca güven gerektiren çöp fikir seni de bunaltmıyor mu? Eğer bunaltmıyorsa, vazgeç gitsin. Ölümden sonra yaşam var, belki orada gülersin. Şimdilik kendini sevmeyi dene ve ölü bedenine duraksız morfinler iğnele.

III. BU DA MI FUCK DEĞİL?
Düşün. Seni yoranlar nerelerde, nasıl yoruluyorlar. Delirmeye varan yolda bir nehir var, düşünmek oradaki ölümle hayat arasında kalan köprü. Nefesini tutabiliyorsan geçersin, korku insanı yaşatmaz. Korku insanı köprülerden nehirlere açar, korkunca insan kendini gördüğü yerden kaçar. Kaçtıklarını yanında bulduğunda hissettiğin şey, keşkeler olur. İnsanoğlu hafızasını silebilseydi, masumiyetini koruyabilirdi. İnsanoğlu hafızasını kurşuna dizebilseydi, kalbindeki hapishaneyi havaya uçurabilirdi. Temizlik: Ne pazar kelime… İnsan temizliği: İşte bu! Ne ferah.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.