KALBİMİZİN İMTİHANI

Yalnızlığa set çektiğimiz günden beri sevginin dilini bilmeyenlerle çok oyalandık, hayal kırıklıklarının ardı arkası kesilmedi. Rüzgâr savurdukça savurdu dört bir yana, kimimiz batıda kimimiz doğuda başkaldırdık sevdaya, tutkuya ve gönülden bağlanmaya. Zihnimiz kalbimizle harpteydi, her ikisi de var gücüyle saldırıyordu. Kalbimiz zihnimize bir hamle yaptı, öyle bir hamle ki yön karmaşası yaşamaya başladı zihnimiz. Peki, neden sorgulamıyorduk zihnimizin ön yargılarını veyahut kalbimizin ritim bozukluğunu? Ne yani her çiçeğe konduğunda bal mı yapacaktı arı? Yahut bakışların ardına gizleneni göremez miydik? Sevdalanmaya hiç mi hakkı yoktu kalbimizin?
Biz bu sorularla boğuşurken yanı başımızdakiler bize içinde olduğumuz karmaşanın dozunu artıracak hamleler yapmakta hatta bizi farklı kulvarlardaki cenderelere çekmekteydi. Bu yüzden debelenmelerimiz ömrümüzü etkileyecek yaralar biriktiriyordu vicdanlarımızda. Yükseldikçe yükseliyor ruhlarımız ufkumuza, kalbimiz çoğu zaman zihnimizi perdeliyor, referans alamıyoruz hiçbir muhalif duyguyu, o an adeta körleşiyoruz hatta yaşıyor da sayılmayız.
Sonraları anlamaya başlıyoruz imtihanımızı ve görmezden geliyoruz yokuşlarına çıktığımız sevdaların yörüngeden çıktığını. Sevda yüklü bulutlar kaplamış gökyüzünü, ummanları doldurur kalbimizin hacmi, bir tık az sevseydik ne olurdu. Ah zihnimizin el verdiği aşklar, ah gözyaşında boğulduğumuz sevgili! Zorlaştırma işimizi, yolumuz uzun hem yollar da engebeli kalbimiz taşıyamaz bu kadar yükü.
İçimizden bir ses yükselse, asumanı kaplasa haykırışlarımız, var olduğumuzu anlasak ya da önemsensek hiç olmazsa bir anlık. Sevdaya umut olsak da yaklaşsak ateşin kıyısına ve yansak ebediyete kadar bu sevdanın sevinciyle…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.