İSTANBUL

Kabataş’tan süzülüp bir gemi kalkar ya sabah
Bende İstanbul’a hasret ediyor Bismillah

Yine bir aşığı yaktın küle döndürdün yar
Kalbe cennet dile kevser düşüren şanlı diyar

Yüreğim taşmaya görsün düşerim yollarına
Yetişir aşk yeniden düşmek için kollarına

Yanarım hasretinin zerresi düşsün içime
Başka dünyaya gidersem sebebimdir göçüme

Yükselirken adalardan seherin ilk güneşi
Dağılır yükseliyorken içimin kor ateşi

Dalınıp seyrine mahzun çekilir aşk çilesi
Yakışır hüznüne her sevgilinin kız kulesi

Sana hasretle geçen günlere eğdim başımı
Düşlerimden bile geçsen tutamam gözyaşımı

Büyüyüp gam dökülürken geceler körleşiyor
Şarkıdan sen geçiyorsan kıtalar birleşiyor

Bu deniz ki sana hasret çekişimden karadır
Gözlerimden dökülenler bilirim Marmara’dır

1 – Şairler ve Şiirler
Seyre dalsam Kadıköy’den sarayın gül yüzünü
Kalpte duysam yine Yahya Kemal’in “bir” sözünü

“Sana ben bir tepeden baksam aziz İstanbul
Sen de ömrümce gönül tahtıma keyfince kurul”(1)

“İsminin harfleri düşmüş Nedim’in gözyaşına
Tüm Acem mülkü fedadır o senin tek taşına”(2)

“Nazım’ın aşkına yanmış gibi bağlandım “O”na
Ben de Allah’ımın ismiyle coşup yandım “O”na”(3)

“Aşk elinden eritip ruhumu dondurmuşlar
Necip’in gezdiği bir toprağa kondurmuşlar”(4)

Nice aşıklara Cennet nice aşıklara can
Şuaranın düşüdür sırmalı göğsünde mekân

Sana meftun nice şarkın dudağımdan dökülür
Başka bir iklime düştüm diye boynum bükülür

Şairin rütbesi yoktur adı yoktur, bilemem
Ben senin aşığınım başka da unvan dilemem

2- Fetih
Fethinin lütfuna ermek dilemiş her komutan
“Bir söz”ün sırrına kurban nice insan nice can

Tutuşup aşkına Avnî bir edip coştu sana
Gemiler dağları dümdüz yol edip koştu sana

Kapanıp secdeye ram olsa da Akşemseddin
Nazlısın Fatih’i günlerce üzüp beklettin

Surların ardına varmak için elbet ölünür
Konu sensen ölüyorken bile içten gülünür

Bir gülün aşkına yandık sana geldik düğüne
Üsküdar şanlı şafaklar ile şahit o güne

Müjdeler fethini çoktan bu cihanın nedeni
İşte mihman ediyorsun onu mihman edeni

Dikilir surlara Bayrak ve umutlar saçılır
Eski çağlar kapanırken yeni çağlar açılır

3 – Mukaddes Emanetler ve Camiler
Süzülür Topkapı’dan kalplere Cennet dokusu
Ulaşır âleme ol sevgilinin gül kokusu

Kaç asırdan taşıyıp atiye mağrurca eser
Sinan’ın taşlara imzasını onlarca eser

Bir dua bahriyenin düşse dilinden içeri
Dördü birden yetişirler boğazın bekçileri

Sultanahmet uzanırken göğü istercesine
Ayasofya yine düşmüş kederin pençesine

Göğe hançer sürecekmiş gibi parlar birden
Yazılır şanına bin şarkı Süleymaniye’den

Yakarım nefsimi an an büyütürken canda
Ne vakit secdeye yüz sürsem Eyüp Sultan’da

4- Dua
Dikilen her taş için ömrüne yıllar ekilir
Kim demiş yalnız ölüm kabrine taşlar dikilir

Aşkla mümkün seni yazmak, kalemin haddi değil
Tarihin kendisi sensin kitabın cildi değil

Gam değil derdine düşmek kul için vakti seher
Sende tek bir nefes almak bile dünyaya değer

Cennetin sureti dünyada görülseydi eğer
Olamaz başkası ancak sana benzerdi o yer

 

NOTLAR:

(1)“Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!
Görmedim gezmediğim sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”
(Yahya Kemal)

(2)Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl-ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır
(Nedim)

(3)Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
Allahımın ismini daha çok candan andım.
(Nazım Hikmet)

(4)Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
(Necip Fazıl)

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.