SEN

Oturuyoruz bankta. Bulutlara bakıyorum gözlerimi kaçırmadan.
Bir kulağımda müzik var, Sezen Aksu söylüyor. Onun sesi göğü daha da güzelleştiriyor. “Vazgeçtim” diyor, “Vazgeçtim gözlerinden.” Ben göğe bakmaktan, martıların ağlayışlarını öbür kulağımla dinlemekten vazgeçmedim. Hepsinde senden azıcık bir şey var çünkü. Seninle gökkuşağı yeryüzüne iniyor. Seninle buz dağların arkasındaki saklı sözler bangır bangır duyuluyor.
Sen demişken, bir kedi sokuluyor usulca yanıma, sokak kedisi. En masumları da onlardır ya hani, bulabildikleri yerde sevgiyle kucaklanmak isterler, yemek buldukları an saldırdıkları gibi. Sevgiye açtırlar, sevgiye muhtaç. Ben gibi… Sevgi seninle güzelleşti. Onun en masum, en vefâlı, en muhteşem halisin sen. Sen sevgisin.

Parkın salıncağında, sanki dünyadaki herkes onu sevgiye boğmuş gibi, gülümseyen bir çocuk var. Çocuklar niye bu kadar masum? Senden farkları yok, çok benziyorsunuz. Onun gülüşünde sen varsın. Yaradan tebessümünü eksik etmesin o yavrunun.
Oturuyoruz hâlâ. Kaç şarkı geçti kulaklıktan bilmiyorum, dikkat etmedim. Bir Sezen Aksu’yu dinledim, o da herkes ve her şeyin inadına, çünkü ben vazgeçmedim. Öbür şarkılar da hep senden bahsetmeye çalışıp seni yeterince anlatamadıkları için kulak vermedim.
Karanlık çöktü şimdi. Çocuk annesinin elini tutup minik adımlarıyla uzaklaşıyor. Martıların zeytin siyahı gözlerinde gözyaşı kalmamış; ağlamayı bıraktılar. Kedi uzaklaştı, muhtemelen günlük sevgi dozunu aldı. Bulutlar yok oldu, yerini yıldızlar aldı. Bu günlük çalma listem de bitti. Kafamı yana çevirdim, hükümsüz bir yalnızlık.
Bana da kalkmak düştü, sanırım kedi gibi ben de günlük ‘Sen’ dozumu aldım.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.