SANA EN GÜZEL ŞİİRLERİMİ SUNMAK İSTERDİM

Sana en güzel şiirlerimi sunmak isterdim, ama şiirler kırık olur. Acıyan yazar, okuyan acır. Hayat bir dizi dizeden oluşur; aralarından dolaşırız boşlukların. Bazen bir kelimeye öyle bir toslarız ki haddin fazla satır aşağı düşeriz. Sonra tekrar sessiz harflere sığınarak tırmanırız. Yeri gelir o mısranın ölçüsüyle dalgalanır dans ederiz, yeri gelir o mısranın uçurumundan kayıp bir yıldız oluruz. Üç basamaklıdır düşünme duraklarımız. Ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım? Üç noktadan sonra tamamlanmayı bekleriz, umut ederiz. Bir noktayla sonlanmayacağımız gibi diğer duygularımızı çizen işaretlerle de tanışıp selamlaşırız. Kelimelerin gölgelerinde mi yaşamalıyız, satır sonlarına gerçekten gitmeli miyiz?
Sana en güzel şiirlerimi sunmak isterdim, ama şiirlerde hep O’nun sesini duyarız. Bilmesek de O’nun kuyruğu dolanır kelimelerimize. Henüz tanışmasak da duygularımızda yankılanan O’dur. Ya da eserin sahibi çoktan bellidir. Yazmak, inanılmaz bir döngüdür. Cümlelere sarıp içeriz hislerimizi. Ateş, O’nun bakışıdır; O’nun sözüdür; O’nun yalancı kalbidir. Yanan zamanımızdır, sönen gülüşlerimizdir.
Sana en güzel şiirlerimi sunmak isterdim, ama şiirler yalnızdır. Aldatılmıştır. Üzerine yeni şiirler yazılır. Anlıktır, ruhlarla kelimelerin uyumuna bakar. Bazıları kilidi açarken bazıları zorlar, kanatır. Okunur okunmaz unutulanlarla, ezbere alınanlar arasında hep bir duruşma vardır; kazananı olmayan. İçimize serpiştirilmiş birkaç sözcük tanesi, kitaplaştırır bakış açımızı. Şiirler gizliden gizliye suçlanandır. Ağlatan, hırpalayan yürekleri ölümsüzleştirir. Sevgiyi değil, etrafa saçılmış sevgi parçalarını anlatır genelde.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.