Haksızlıklara Hayalleriyle Karşı Çıkan Adam; Patch Adams

“Sevgili okur, öncelikle sana Güney Asya’dan kocaman, yürekten selamlarımı ve Kadran Dergisi ailesine seninle buluşturduğu için samimi teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilirim.”
Son zamanlarda sosyal medyada dolaşan hayaller-hayatlar capslerinden hepimiz malumunuzca haberdarız. Bazen düşünüyorum da niçin hayatlar kısmında onlar kadar uç olmayan hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz? Cevaplar şöyle olabilir; hayal ettiğimiz şeylerde yeteri kadar ısrarcı veya samimi değiliz ya da bir diğeri aslında gerçekten de onları umursamıyoruz. İşte tam burada size bahsetmek istediğim bir tıp adamı Patch Adams’dan söz edeceğim. Umursamamayı şöyle ele alıyor ve diyor ki: “Bir hastalığa karşı savaşacaksak, önce gelmiş geçmiş en kötü hastalık olan ‘umursamazlıkla‘ savaşalım.”
1945 yılında savaşın içinde doğan Amerikan Patch henüz 16 yaşında bir gençken, Kore ve 2.Dünya Savaşı’nda bir Amerikan olarak savaşan babasını Almanya’ya tayin edildikten 7 yıl sonra kaybeder. Babasının ölümü üzerine annesi ve erkek kardeşiyle birlikte ABD’ye geri dönmek zorunda kalır. Annesini, onu ilgisi olan şeylerle beslemesi, ona öz saygıyı aşılaması, onu yaratıcı ve insanları önemseyen bir birey olarak yetiştirmesiyle över. ABD’ye geri geldikten sonra öğrencilerin tamamının beyaz olduğu bir okula gönderilir ve burada maalesef insan ayrımın çirkin yüzüyle karşılaşır. Nüfusun bir kısmını oluşturan Amerikan vatandaşı zencilerin; beyazların kullandığı tuvaletlere giremediği, aynı restoranlarda yemek yiyemediği veya otobüste önlerde oturamadığı zamanlar.. Etrafını kuşatan bu siyah-beyaz insan ırkçılığına kendince ayak kaldırdığında okul arkadaşlarıyla başı hep belaya girer ve onlar tarafından sürekli dövülür. Kendini tuhaf ve tekdüze bir insan olarak tanımlar o zamanlar için. Tüm bu çirkinlikler ona sürekli hayatı sorgulatır ve çevresindeki bu aşağılanma, bu adaletsizlik ve bu sosyal dışlanmaya dayanamayıp bir yıl içerisinde tam 3 defa intihar eder, üçünde de hayata döndürülür. Son hastaneye kaldırılışında her şey değişir ve daha güzel bir dünya için “Hayatımı sonlandırmak yerine bir devrim(daha sonraları bunun adına sevgi devrimi diyecektir) yapmalıyım o halde!” diye karar verir. 18 yaşında kendisinde insanlığa yardım etme istediğini fark eder ve bir daha asla kötü bir günü olmayacağına dair kendisiyle bir anlaşma yapar. Daha sonrasında tıp okumaya karar verir ve henüz son sınıf öğrencisiyken bir grup arkadaşıyla evinde oluşturdukları sıra dışı bir klinikte ücretsiz şekilde 15 binden fazla hastayı tedavi eder.
Önce mutlu bir insan olarak dünyaya açılır ve halkın içerisinde palyaçoluk yapar. Daha sonraları bilgiye olan açlığını doyurmak ve barış ve adalet için çözümler bulmak için binlerce kitap okur. Dünyanın hiyerarşik düzene karşı da Gesundheit adında yatak sayısı çok az olan hayalindeki hastaneyi aynı düşüncedeki arkadaş grubuyla kurar. Bu hastanede ücret alınmadan hastalarla birebir konuşularak kendileri değerli ve evlerinde gibi hissettirilir, ilaçların yazıldığı reçetelere çeşitli sanat dalları da yazılarak onların motivasyonu sağlanır ve özellikle çocuklar eğlendirilir. Aynı zamanda burada hastalar kadar personellerin de ruh ve beden sağlığı dikkate alınır. Patch’in hayali hastalarına şefkatle ve hayatın renkli yönleriyle yaklaşan Gesundheit gibi ‘mutlu hastane’leri ve öğretim merkezlerini çoğaltmaktır çünkü kendisine göre zengin hastanelerin mutlulukları sadece yaptıkları kar odaklıdır ve bu yüzden de herkes için hastaneler ciddi, teknolojik ve kötü yerlerdir. Sonraları verdiği bir röportajda hastanelerin, doktorların ve sağlık personellerinin de tıpkı dünya gibi kapitalist bir sisteme ayak uydurduğunu söyler ve onlara “Tedaviyi düşünmeden önce insan olun” mesajı verir.
12 yıl kendisinin ve çevresindekilerin bağışlarıyla binlerce hastayı tedavi ederler bu hastanede. Maalesef 1984’te bir noktadan sonra maddi olarak tükenirler ama bu onları yıldırmaz ve yaptıkları işleri duyurmak amacıyla daha da büyüyebilmek için birer konuşmacı olarak dünyaya açılmaya karar verirler. Bu sırada gelen bağışlarla çeşitli yardımlarda da bulunurlar. Geçen 30 yılı aşkın sürede, Patch Adams 70 ülkede performanslar düzenler, dünyanın birçok yerindeki 90 sağlık okulunda konuşmalar yapar ve bu şekilde bir yılın 200 ila 300 gününü yollarda geçirir. Renkli ve palyaço kıyafetleriyle hastaneleri, yetimhaneleri ve huzur evlerini ziyaret eder ve bu ziyaretler Gesundheit’in hedeflediği evrensel yardımlaşmanın en önemli bölümlerini oluşturur. Sadece bunlarla kalmaz dünyanın her köşesindeki savaş bölgelerini, mülteci kamplarını ve doğal afet bölgelerindeki yerleşim merkezlerini bir grup palyaço ile düzenlediği gezileriyle ziyaret de eder. Yola çıktığı arkadaşlarıyla ziyaret ettikleri bazı yerlerde klinikler ve bir okul inşa ederler. Bu ziyaretleri yılda 6-7 kere düzenlerler. Ve tüm bunları hayalindeki donanımlı hastaneyi oluşturma yolundayken kendisi için en iyi iyileştirici iş olarak tanımlar.
Bu süre içerisinde Universal Studios’un kendisinin hayatını konu edinen ‘Patch Adams’ isimli filmi çekmesini, filmin hasılatını bu radikal hastane için vermeleri şartıyla kabul eder. Tabi sonrasında, Patch Adams’ı canlandıran Robin Williams film sayesinde 21 milyon dolar kazanırken 400 milyon dolar hasılatı aşan filmden geriye tek bir kişi bile sözünü tutmaz. “Aşk bilet sattırmaz. Barış bilet sattırmaz. Adalet bilet sattırmaz. Bu dünyada iki şey bilet sattırır: Şiddet ve mizah!” der Patch ve kendisinin görüşlerine filmde yer verilmediğini ve sadece komik bir doktor olarak gösterildiğini söyleyerek sertçe eleştirir ama yine de filmin onun ideallerini insanlara az çok da olsa duyurduğunu, yıl içerisinde yaptığı çeşitli performanslarda kazanıp hastanenin yapımına bağışladığı yıllık gelirinin filmden sonra arttığını da ekler.
“Bugün, evet sadece bugün 30 bin çocuk açlıktan ölecek. Yarın diğer bir 30 bin. Bu ilginç değil ancak futbol ilginç. Bugün 20-50 milyon arası yetişkin adam çocuklarla cinsel yakınlaşmaya yeltenecek. Bu ilginç değil. Kirli hava, kirli su, berbat edilmiş çevre de ilginç değil. Ancak saç bakımı ilginç, ayakkabı ilginç, 3 bin dolarlık saat ilginç. İşte bu acı veriyor. Ama acı bir uyarıcı olmalı. Harekete geçmek için bir uyarıcı. İnsanoğlu eğer değişmezse, bu yüzyılda hayatta kalma şansı yok.” Bunlar Patch Adams’ın sözleri. Aynı zamanda 4 yılda tamamlarım dediği hayalindeki hastaneyi 30 yılı aşkın sürede hala tamamlayamamış olmasına rağmen onu görünce gözlerinin içleri gülen insanlarla karşılaştıkça ümidi her geçen gün artıyor ve üzerindeki renkli palyaço kıyafetlerini görüp kendisine nedenini soran tanıştığı herkese de kendi felsefesini aynı heyecanla hala anlatmaya devam ediyor.
Etrafımızda dönüp duran onca acı, haksızlık, zulüm, adaletsizlik, ötekileştirme ve savaş karşısında eğer Patch Adams’ın en kötü hastalık olarak ele aldığı ‘umursamazlıkla’ tepki verir, çıkarlarımız için susar, bize dokunmayan yılan bin yaşasın dersek ve bir şeyleri değiştirmek için değişmezsek Adams’ın dediği gibi insanoğlunun yaşama şansı kalmayacak ve kendi kendini bitirecek.
O halde tüm bu kötülükler uyarıcı olsun bize, uzaktan acıyacağımız değil alt etmek için harekete geçiren birer uyarıcı olsun.. Patch Adams da ilham olsun. İnsanlık için insanoğlu için insani değerler için ve inandığımız güzellikler için bir nebze ilham..
Dünyayı değiştirebilmen dileklerimle sevgili okur!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Haksızlıklara Hayalleriyle Karşı Çıkan Adam; Patch Adams”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.