KIZIL ELMAM

Kızıl elmam, ütopyam, nirvanam, mavi düşüm…
Gidemedim… Öylece kalakaldım ben sende.
Zift karası gecede ışığım, renk cümbüşüm,
Nasıl hissedemedin nefesimi ensende.
Atımı doludizgin, yokluğuna sürmüştüm
Sahra da serap gibi, hayalen tüllensen de,
Sensiz her saniyemin defterini dürmüştüm.
Kalbime ilmek ilmek, hasretini örmüştüm.

Sonra gerçek; gözüne kızgın ok girer gibi
Ve gerçek ki bir bilsen nasıl cehennem dibi,
O gerçek yıkar geçer mağribi, serendibi…

Susturur, yutkundurur, düşündürür… Derince!!!
Kör olası dengeler, nasılda kıldan ince.

Hem gerçek dillenince hissiyat yaralanır.
Hercai düşlerimin perdesi aralanır
Ben yanarım “Alufte” taranır da taranır…

Nerede? Her faninin; fikrinin gülü ince
Kör olası dengeler nasılda kıldan ince.

Kör olası dengeler nasılda kıldan ince.
Bir fasit dairenin yıkıcı etkisiyle
Tuğla tuğla acının, gözyaşının imarı
Küllenen ümitlerin kara kurum isiyle
En karmaşık hislerin, akislerin mimarı.

Yapmak. Yıkmak. Bir çekiç, bir çivi ederince;
Kör olası dengeler nasılda kıldan ince.

Zaman… Bir zalim kılıç, mekânların izinde…
Mekânın benzi soluk, titriyor dehlizinde,
Mananın vakur başı; Mavera’nın dizinde

Topla çarp böl çıkar al
Bir kocaman ham hayal.

Ne sen ordasın ne de zaman yerli yerince,
Kör olası dengeler nasılda kıldan ince.

Öyle! Her hücrem deli… Bitkin, perişan, buruk…
Duyduğum sesler figân, baktığım ayna kırık
Varsa yoksa gözyaşı, varsa yoksa hıçkırık…

Git hadi, yüreğini kanattım yeterice
Kör olası dengeler nasılda kıldan ince.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.