KALEM YÜKÜ

O, kalemle yazmayı öğretendir… ALAK / 4

Büyük imtihandır kelam ve havada buharlaşmadan onu yakalayıp kâğıda döken kalem ne mazlumdur. “Dilin kemiği yoktur” sözü kelamın avukatı olmuş, hâkim kalemi suçlu ilan etmiş hem kırmış.
Derdim kimsede yoktur dese ne de haklıdır, derdini anlatmaya dil yorulur da yorulmaz zannedilir onu yazan kalem. Kimi tarih yazar, hammaddesi kurşun, mürekkebi tükenmeyen oluk oluk kanla, kimi haindir bilinmez, tarih sahnesinin perde arkasında atılan imzalarla. Ne tarihi yazana ne ihanetten utanmayana yarandın. Yükün kimsede yok, yazdıkça tükenen kalem buna nasıl dayansın?
Doktorun elinde şifaya temenni, mühendis tutarsa onu iskâna işaret, şair ele geçirince, hem cehennem hem cennet. Bu sıkleti dağ çekmez, kaleme güvenip insan onu üstlendi.
Sevgiliye biçilen aşk libasının ilmekleri seninle dokundu, sevgili nağmeye, nağmeler nağmedâr’a hapsoldu.* Hasret vuslata ersin diye dilden, gönülden dökülenlere oluk, o eşsiz yâre ses, nefes hem hasret dolu soluk. Geçmişe ışık, bugüne haber, yarına umut, nisyandan mürekkepsin ya ey insan, dünü, bugünü yarını hep unut!

Unutma!
Taşıyamayacağına inandığın hayat yükünden kaçıp son verirken canına, ihtiyaç duyar dökülürsün kalem ile kağıdına. Adına intihar mektubu derken bile anılmaz kalemin adı, gerçi artık önemsizdir cellat sahibinin kelamı ve canı.

Be hey!
Kime? Niye? Ne vakit yazmış olursan ol, kalemle öğretilen yazmak, olmuyorsa sana yol, sat gitsin.

Korkma!
Nede olsa demezler hain adam, niteleme ne kerih, olursun satılık kalem, seni aynı sen sanırlar, bazen mösyö, pek madam.
Şimdi sustuk bizler ey kalem, kelamın tek sahibi ol. Hakikati vur yüzümüze, vur ki faniye değiştik bâkî olanı, faydasızda rendeledik ömrünü, HAK yazamadık haklıya.

Şairin şiiri şiddetlidir kâfirin küfründen,
Bazen de pek tatlı olur evliyanın şükründen.

Şair ah ederse bil onu beter hali ölümden,
Bir de latif söz duyarsan geçersin kendinden.

Ol şiir ki terennümdür hem gönülden hem dilden,
Şair nar-ı belaya düşerse emin ol ki kaleminden.

Şairdir halk önünde bekli halkı güden,
Şair verir haberi hem bugünden hem dünden.

Bilmem şair mesul müdür şiirdeki tasvirden,
Mesulsem bağışla Mevlam, en baştaki teşbihten.

*Topkapı Cevizlibağ civarındaki Abdulbaki Paşa Kütüphanesinin diğer adıdır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.