GEL ARTIK

En seslisinden susuyoruz son zamanlar. Çığlıklarımızda boğulurcasına susuyoruz. Sesimizin gür oluşu yankı yapıyor ve tekrar bize geri dönüyor söylemlerimiz. Ne yapsak da boşunaymış gibi geliyor.
Sonra birden bir ses duyup irkiliyoruz. İnsanın ümidi imanı nispetinde iken nedir bu bizdeki tükenmişlik sendromu? Evet, kaybediyoruz çoğu inancımızı ümidimiz gibi. Ama sonra dönüp kendimize bakıyoruz;
Ben bu muyum? Bu ben miyim? diye.
Sonbaharın birden gelişi bizi tökezlemeye sevk ediyordu sanki. Ayaklarımızın sağlam basa bilmesi ise bizim elimizde idi. Ama kışın bu çetin hali karşısında dik durabilmek kolay mıydı? Veya kolay olsa idi zoru anlayabilir miydik? Düştüğümüzde her zaman yanımızda birileri mi oluyordu?
Her bir örselemenin acısı bu denli etkilemesin artık bizleri. Çünkü derinleştikçe derinleşiyor acılarımız. Hakikati haykırmayan her bir cümle her bir davranış mıh gibi saplanıveriyor. Yutkunmalarımız zorlaşıyor, hele nefes almalarımız…
Neden ve niyedir ki bu sitemim? En çetin kışların ardında gizli değil midir en güzel baharlar. Hem bak nisan ayındayız. Nisan yağmurları da kapımızda.
Yağmurlar diyorum, tükenmeden gel artık!
Gel ki karanlık bıraksın ortalığı aydınlığa. Ürperten bu sessizlik son bulsun. Her bir harfin hakkını verircesine ağızdan taşar şekilde haykırsın bütün hakikati! Dilsiz olan şeytanlardan arınsın dünyamız. Yerini; samimiyete, sevgiye, mutluluğa, hakka, hakikate, adalete bıraksın…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.