BİR ÇOCUK GÖRDÜM SİMASI KOCA BİR ADAM!

Birden bir gök gürlemesi ardından bir rüzgâr, etrafı aydınlatan bir ışık huzmesi ile uyandı çocuk. Gök gürlüyor diye illa da uykudan edinilmezdi ya. Şafak sökmeye yakın bu gök gürültüsü de neyin nesiydi. Nefes aldı derin derin ama bir türlü rahatça veremedi. Korkuyor muydu sorusuna hayır da diyemezdi. Korkuyordu ve inceden titriyordu. Ellerini sımsıkı sıkıverdi. Ha kesildi ha kesilecekti.  Uyandığı uykunun sersemliği bir yana kafasında dışarıda ne olduğunu canlandıracak kirli düşünceli çakallar kol gezmekteydi. Çocuktu ya, gönül sazı kim bilir neyi titretmekteydi. Sessiz sedasız yorganın altına giriverdi. Geçmesini beklerken uyuya kaldı yorgun gözleri. Bu defa uykuda yakaladı onu masum ama o denli korkunç kâbusları.

Bir çocuktan sor yıldırımı, güneşi dahası yıldızları. Korkmak dahi onların bakışında hayli anlamlı. İzlediğim filmden bir alıntı “Cesur olurmuş her çocuğun yüreği”. Cesurların da korkacağı hayaller taşır bazen geceleri. Bir çocuk düşünün eteklerinde masumiyeti. Gelenler ondan, gidenler ondan eksiltmiş. Ne fazlaysa dünya da onda birikmiş. Bir çocuk düşünün, kalbinden yılları geçirmiş. Ama bavulunu eline alıp uzaklara gidenlere inat başka hiç bir yere gidememiş.

Bende yıllar önce bir çocuk tanıdım. Yıldırımları, dünyalar savaşı sanan. Her yıldırımda bir başka hayalle kendini korkutan. Bir çocuk tanıdım ki sormayın. Büyüse de devrimlerle kendini savaşlarda bulan. Çocuktur deyip geçtiler. Onu, hayli zaman bir yansıyan su da seyrettiler. Elinden tutup şekerli kamışlarla büyüttüler. Karanlık odalardan çıkardım sanıp boşluklara ittiler. Cesur deyip alnından öpüp kılıçlı yollara yolladılar. O gözünü açmamıştı ki gözünü kefenle örttüler. Bir çocuk düşünün ki çocuk olmaktan başka bir şeye benzetilemeden hunharca koca adamlar gibi suçlu deyip katledilen. Düşüncesi elinden alınmış masumlar diyorum. Gözlerinizi onlardan yana çeviriniz ki ne göresiniz… Çocuk! Biz küçüldük, Tut elimizden!

Bir mayından hallice, Bir silah tutuşturmuşlar eline. Dan! Dan!

Ve haydi patla bomba şimdi  pim senin elinde. Gözlerinde oyuncaktan çıksa da ateşi, Mağrur bir gülümseme. Zengin bir ailenin şekli fikrinden korkutucu vahşi makineleri. Bir robot üstünde zırh, üstünde koca kalibreli bir tüfek. Çocuk oyuncaklarla savaşta. Öldürmekten zevk almayı maketler üzerinde test etmekte. Onun oyuncaklarını elinden almayın. Almayın ki büyüsün alıştığı oyunlarını birde gerçeklerde test ediversin. Bir asker almıştınız ona bir kaç tüfek bir kaç şakadan el bombası. Ha bir de bir kaç asker. Onlar o masum yüreğin denekleriydi. Öldürsün savaşı öğrensin diye de önüne koydunuz bir kaç bordo bereli. Şimdi gelmiş bilmem kaç yaşına dağlarda siyah kül renkle boyalı sima. Alın! Ateşleri sahiden patlamakta. İşte bir başkası da alışmış ya bu tür savaşlara şakacıktan da olsa(!). Televizyondan izliyor ama kalbinde hareket yok. Buz tutmuş yüreği öldürülen insanlar karşısında.

Bir çocuk gördüm sizin, bizim yarımız olan. Sizden, bizden izlerde yaşatılan. Bir çocuk gördüm bir başka çocuğun öldürüşünü umarsız, kalbi kıpırdamadan bakan. Sizsiniz işte o çocuk ve biziz. Kim çocuk değildi de bir an da çocuk olmadan büyüdü? Kimdi çocukluğu elinden çalınan? Çocuk olmak masumiyet taşımaktı. Sizler ve bizler çocukken henüz masumiyetimizi kaybetmedik mi? Ellerinden tutardım ben olsam şimdi yolda gördüğüm masumiyetin. Kaçınca bahara saklanmış, kaçıncı yağmura saklanır rüzgarlı masum gecelerim. Elbisemde hala açmamış çiçeklerim. Ben olsam yaza koşardım çocuk olmayı yaşlara bırakmadan. Çocukların gözlerine çocuk olduğunu hatırlatarak bakardım. Köşe başında titreyen bir eli o, bu bahane etmeden tutup kaldırırdım. Belki köşe başında kalkmayı bekleyen sizin, bizim, bizlerin masumiyetidir. Savaşlara bir dur diyecek olan cesur yüreklinin   gözleridir..!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.