Yağmurlu Havaların Şiiri

Sinsi adımlarla bir bulut geçer gökyüzünden, bilmez kimin gözyaşlarına hamallık eder ve habersiz az sonra terk edileceğinden. Uzakta kuşlardan, bir sonbahar geçmiştir aşağılarda. Belki de zamanı gelmiştir ağlamanın, niye bu kadar zor olur ki ağlamak? Rahatlayacağını umarak şelalelere özenir insanlar, içi doldurulamaz boşluklarda. Akarız. Akıtırız. Ve daha bilmediğimiz ne çok zaman geçti. Şu an terleyen bulutun hizasında, sağında, solunda, arkasında, kalbinin tam orta yerinde kaç şimşek çaktı, sinirlenince birisi. Bilmez ki bulut, iki gün önce sahile vuran bi avuç suydu. Şimdi yüksekten bakadurduğu tarlalara misafir olacak. Ekşi, acı, tuzlu, biraz da eksik. Bir kucak dolusu bilememezlik, çokça tenha da. Ve bilmece seven bir yazarımız olur, aklı karışık, biraz da beş karış havada. Boyundan uzun beş karış. Kendini asmaya elverişli olandan. Kim saymış ki zamanı? Mevsimlerden sonbahar.
Acaba uzakta mıdır renkli ilkbahar? Var mıdır?
Sıkkın, yarı ölü bir çalı el açmış güneşe doğru. Kendinde bulamadığı ilhamı başkasından dileniyor. Lanet bir bulut kesiyor ışığını çalının. Bizimki içinde biriken tüm hınç ile buluta sövüyor. Halbuki böyle havalarda romantik bir şiir daha iyi gider.
Hatta yazın olsa buluta aşık bile olunabilir. Neyse…
Güneşin savurduğu sessizlikte herkes kendi içine akıtır kendi türküsünü.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.