PORTRE

Sessizliğe sinmiş taze bir özlem ile severek içtiğim ve ne yazık ki alıştığım soğuk kahvemin tadına eşlik eden eski bir gramafondan dinledim seni bu sabah. Günü, başlamadan bitirmekten kurtaran duvara asılı birkaç portre resme sığdırılmış gülümsemeler olsa da umutsuzluğun misafir olacağı bu geceyi de beklemek zorunda gibiyim, tıpkı uzun zamandır tek başıma adım atmaya korktuğum sahilin beni beklediğini bilmek gibi…
Bir kez daha kendimi yenip, yabancılık çekmeden yürüyebilirsem eğer ki o başında kaldığım yolu, işte o zaman bahardan bir mevsime takılıp oyalanacak hep içimdeki sana gelmeye çalışan çocuk.
Çünkü zamanının gelmesini beklemeden yaprak dökmeyi ezbere bildiğimden bu yana yeşermek; hep bir sonraki bahar kadar uzak. Son bir kez sana gelmek için bütün yollar; attığım her adımda daha bir uzun. Senden daha uzak hissettiğim için nefes; her alışımda daha bir derin. Kırıklıklarımla yazıp biriktirdiğim birkaç cümlenin sonunu getiremeden bittiği için hayaller; her kurulduğunda daha bir eksik…
İşte şimdi tam inancım varlığa, fakat yokluğunun… Bu yüzden her yeni başlangıç, hiç bitmez sandığımız başlangıcın sonundan başlar her zaman…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.