Yazmak

Bir yazıyı yazarken en çok zorlandığım şey, yazıya giriş yapmaktır. Önce bir konu belirlemen gerekir. Daha sonra bu konuya nasıl başlayacağını… Sonrasını kalemin getirir zaten.
Şuan ben tam olarak bu tarifi yaşıyorum ve yazıyorum. Girişi böylelikle yapmış oldum. Ve artık kalemim benden bağımsız hareket ediyor.
Yazmak öyle bir eylem ki; hiçbir zorundalık hissetmeden, sadece kendin olarak aklından, hayalinden geçen ne varsa kâğıda bırakıvermektir.
Yazmanın bendeki tarifleri çok; samimi olmak, özgün olmak, kalem ve kâğıtla dost olmak…
Karşılık beklemeden kimse susturmadan konuşmaktır aslında yazmak. Hatta konuşurken dinlemektir biraz da. Düşünsenize kimse size ‘sus’ demeden saatlerce günlerce konuştuğunuzu. Bu mümkün mü diyeceksiniz evet konuşarak değil ama ‘yazıya dökerek konuşmak’ta bu mümkün. Ne zaman ki kağıdınız tükendi iste o zaman bir duraksayıp nefes alır ve tekrar devam edersiniz. Bir farkla, bu kez duvarlara.
Yazdıklarımı kimse okur mu okumaz mı endişesine girmeden enine boyuna hep yazar ve yazar…

Rahatlar yazdıkça; yazdıklarını okudukça.
Rahatlar yoruldukça; yorulduklarına baktıkça.
Ve rahatlar içini döktükçe; döktüklerini düşündükçe.

İşte benim yazı yazmayı sevmemin sebepleri ve sonucu
Son söz olarak; yazmanın verdiği rahatlatmaya kavuşmanız zor değil sadece bir kâğıt ve kalem almanız yeterli.

*Sevmeyi ve yazmayı ihmal etmeyin değerli okur.*

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.