Meçhul

Kimsesiz sokakların türküsü bu… İçinde esen fırtınaların bitmek bilmeyen afeti.

Kendi halinde kıyılarda, köşelerde dur durak bilmeyen zamanın içinde savrulup giden bir meçhul… Etrafı o kadar kalabalık ve olabildiğine gürültülü… Sanmaz kimse yalnız olduğunu.

Gurbet içinde gurbet yaşar gibi… Onunda gurbeti kendine, insana, dosta, arkadaşa… Ciğeri parçalanırcasına verdiği kıymete..

Kıymet bu! Ciğer parçalar mı hiç?!.

“Evet! Evet parçalar…” diye bir ses gelir derinlerden. Terk edilmişliğin yankısı sanki bu, mazinin kalıntıları yeniden canlanırcasına…

Kıymet demiştik, kıymet bilmiyordu kimse. Sözleri ve konuşmaları gönül süzgecinden geçmezlerin, kalb ve akılları bir işlemeyenlerin hele ki kalpleri kaskatı bencillik ziftine bulanmışların, kıymetten nasipleri olur muydu ki?!.. Takılırdı her defasında vicdan mekanizmasına halleri.

Menfaatleri etraflarını çepeçevre kuşatmıştı, ama farkında değillerdi onlar. Benlikten geçme sırrına ermeleri gerektiği yerde, sırları “ben” kuyularında derinleşmedeydi.. İsar ruhlu hüşyar hissiyattan o kadar uzaklardı ki…

“Yalnızlık” diye adlandırdığı bu kalabalık içinde sessizliği, patlamayı bekleyen bir yanardağın magmaları misali, içinde kaynadıkça kaynıyordu. Kim bilir neler biriktirmişti…

Ne dertler, ne kederler, ne hüzünler, ne sevinçler…

Bir haberdi herkes her halinden. Anlamak veya anlamlandırmak onu, o kadar uzaktı ki… Herkes kendince çıkarımlar peşinde iken o, kimsesizliğinin ufuklarına doğru yol almıştı bile.

Nereye idi bu gidiş, kime varırdı sonu?.. Adı ile müsemma oluşu gittiği yolu da belirsizleştiriyordu, sanki. Veya öyle yorumluyordu onu bilmeyen, tanımayan, en önemlisi anlamayan!.

Bir insanı anlamak o kadar zor muydu?. Belki de evet. Aynı pencereden bakmazların, yolları eğri büğrü olanların, kalplerinde isar ruhu barındırmayanların, ahde vefadan nasibi olmayanların, farkında olup veya olmadan sadece kendisini düşünenlerin anlamasını beklememiz ne kadar yol kat ettirir ki?.

Kendi dünyasında samimiyet deryalarının akıntılarında sürüklenip giden bu yol nereye çıkardı?.

Bu yol bir kayboluş değil, aksine kendini bulmak, bilinmeyenlerden bilinmezlere doğru meçhule bir yol..

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.