3 Idiots

Tür: Dram, Komedi

Yapım: 2009

IMDB Puanı: 8.4

Yönetmen: Rajkumar Hirani

Oyuncular: Aamir Khan, Kareena Kapoor, Sharman Joshi, Madhavan, Boman Irani

 

“Hayat bir yarıştır. Hızlı koşmazsan, ezerler seni..”

Neredeyse her sahnesi, her cümlesi ders niteliğinde dolu dolu bir Aamir Khan filmi; 3 Idiots. Filmin en başında durmadan bir şeylerin peşinde, bazen nereye gittiğimizi bile bilmeden koşuşturmamızın sebebi üç kelimeyle özetlenmiş: “Hayat bir yarıştır..” Daha ileri gidebilmek için bazılarını geride bırakmalısın. Böyle öğretilir. Film daha çok bu yarışın en süratli parkurlarından biri olan üniversitede geçiyor. Dostluk, amaçlarımız ve hayatı anlamlandırma sürecimiz, Yeni Delhi’nin en iyi mühendislik üniversitesini kazandıktan sonra aynı odayı paylaşan 3 arkadaşın yaşantıları üzerinden anlatılıyor.

Farhan çok tanıdık bir karakter ve çoğumuz ona biraz benziyoruz aslında. Ailesinin onun için çizdiği yolda yürümek zorunda kalmış ve hayalini kurduğu fotoğrafçılık için bir adım atmaya bile cesaret edememiş. Ailesi ise onun mühendis olabilmesi için her türlü fedakârlığı yapmış. Parası tek bir klima almaya yetebilen baba, daha iyi ders çalışabilsin diye o klimayı biricik oğlunun odasına taktırmış. Yaptıkları her fedakârlık aynı zamanda bir borç olmuş Farhan için ve bu borcu ödemek için durmadan çalışmış.

Raju Rastogi’ye gelince çok fakir bir aile; hasta bir baba, her şeyden şikâyet eden anne ve çeyiz parası olmadığı için evde kalmış bir kız kardeş. Her zaman başarılı bir öğrenci olmuş Raju. En sonunda başarıdan değil de başarılı olmak zorunda kalmaktan gelen bir korku sarmış onu. Sürekli gelecek kaygısı taşımak her gün tanrıya başka bir adak sunan ve her parmağını farklı amaçlar için yüzüklerle dolduran bir adam yapmış onu. “Yarından bu kadar korku duyarsan, bugünü nasıl yaşarsın.”

Farhan ve Raju’nun oda arkadaşı Ranço ise geldiği ilk günden itibaren davranışlarıyla hepimizi bugüne kadar görmezden geldiğimiz birçok şeyi düşünmeye itiyor. “O, üniversiteye sadece öğrenmek için gelmişti.” Çoğu dersten atıldığı halde her sınıfın derslerine giren “Bilgi bilgidir, nerede bulursan kap” düşüncesiyle ilgisini çeken her şeyi öğrenmeye çalışan biri o. “Ranchoddas Sahamaldas Chanchad” ismi gibi kendi de garip. Garipliğiyse öğrendiklerini uygulaması, düşündüklerini korkmadan söyleyebilmesi ve yaptığı her şeyi tutkuyla yapması. Aslında olması gereken bu özelliklerin garip karşılanmasının sebebini anlamak için kısaca bir okul hayatımıza göz atmamız yetiyor.

En meraklı ve öğrenmeye açık yıllarımız okul sıralarında bize verileni almakla geçiyor, ne yazık ki düşünmeden. Başta hevesle soru sormak için kalkan parmaklar birer birer öz saygımızla birlikte inmeye başlıyor. Sen çocuksun bilemezsin, en doğru kararı biz senin için veririz. En başta  farklılıkların kötü ve yanlış olduğu öğretiliyor temiz zihinlere ardından hırs aşısı vuruluyor ki en fenası. Bazılarının bünyesi bu aşıyı kaldıramaz ve o çocuklar başarısız olduklarına inanarak ömürlerini suçluluk ve yetersizlik duygularıyla geçirirler. Çatur gibi hırsı kolayca kabullenebilenlerse daha çok para, daha çok şöhret peşinde yılmadan kör bir şekilde koşup dururlar.

“Çoğumuz üniversiteye diploma almak için gitmiştik. Diploman olmazsa düzgün bir işin veya eşin olamazdı. Kredi kartların, saygınlığın olamazdı.”  Hoş şimdi diploman olsa da düzgün bir işin olmayabiliyor. Günümüzde yarışın süresi uzadı, engeller arttırıldı. Bu yarışın nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Hepimiz doğduğumuz andan beri içindeyiz ve hala pes etmemiş olanlar artık profesyonel yarışçılar oldular.

“Pes etme, yolculuğun tadını çıkar.” Bazılarıysa omuzlarındaki bu yükü, üzerlerindeki psikolojik baskıyı kaldıramıyorlar ve tıpkı Raju gibi kendilerini yüksek bir yerden aşağı bırakıyorlar. Bu kişinin hayata olan isyanını gösterebileceği en kesin ve en son yoldur aslında. Raju da bunu yapmak istedi ancak onun ölmesine izin vermedi arkadaşları ve göz yaşartan bir mücadeleyle onu hayata geri döndürdüler. Filmde yalnızca eğitim ve sistem eleştirilmiyor, arkadaşlığın ne demek olduğu, koşulsuz, çıkarsız ilişkilerin hayatımızı nasıl değiştirebileceği de anlatılıyor.

“Ömür boyu bunun pişmanlığıyla mı yaşamak istiyorsun? Birazcık cesaretle hayatını nasıl da değiştirebilirdin, hatırlayacaksın.” Pişmanlığı yaşayan her insan pişman olmaktan korkar. Ve filmde dikkat çekilen şey en büyük pişmanlığı ölüm döşeğinde yaşama ihtimalimiz. O gün geldiğinde arkamıza dönüp baktığımızda nasıl bir yaşam görmek isteriz? Bir anlığına şu andan uzaklaş ve mümkünse en yakın pencereden kendine bir göz at. Olduğun kişiden memnun musun? Bir düşün, şimdiye kadar yaptıklarına bir bak, gurur duyabileceğin sahiplenebileceğin neler var hayatında? İçinde bir huzursuzluk varsa bir şeyler yolunda değil demektir ve ölüm döşeğinde okumuyorsan bu yazıyı hala vaktin var.

“Mükemmeli yakalamaya uğraş, o zaman başarı zaten seni kovalar.” Filmin bana göre en etkili cümlelerinden biri bu. Küçük başarılar için kendimizi tüketiyoruz çoğu zaman ve daha fazlası için enerjimiz kalmıyor. Oysaki mükemmel diyebileceğimiz ve sevdiğimiz bir amaç için attığımız her adım bizi hedefe biraz daha yaklaştıracak ve başarılar yorgunluk değil enerji verici olacaktır. Okulu bitirmek için ders çalışmak değil öğrenmek için çalışmak, ödev olduğu için değil ilgi çekici olduğu için okumak, çıkarlar için seviyormuş gibi yapmak değil gerçekten sevmek..

Sona yaklaşırken eklemek istediğim son bir şey daha; bir film sana çok şey öğretebilir hatta bir filmi her izleyişinde farklı şeyler öğrenip hayrete düşebilirsin. Bu film bana sadece çok şey öğretmek, bakış açımı değiştirmekle kalmadı bana bir dost kazandırdı. J Daha güzel ne olabilir. Abarttığımı düşünmeyin, hızla değişen dünyada bir şeyleri olumlu yönde değiştirme niteliğine sahip nadir eserlerden biri bu film. Yediden yetmişe herkes izlemeli, Ranço’yla tanışmalı.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.