Uzayan Yollar

Ellerimde poşetlerle gidiyorum. Biraz git ilerde varacaksın diyorlar. Elli adım atınca yoruluyorum sağa sola bakıyorum daha gelmediğimi fark edip devam ediyorum. Bir elli adım daha gidiyorum, etraf tenhalaşıyor yaklaşmış olmalıyım diyorum, haber verene güvenip tekrar yükümü kaldırıp yolu adımlamaya devam ediyorum. Elinde poşet taşımayanlar bu yolun sonunda bir ev yok boşa gidiyorsun diyor. Bazısı beş adım sonra yol bitiyor diyor yol bitmedikçe burukluk oluyor. Kollarım yoruluyor yanıma başka birisi geliyor beş adım sonra gerçekten bitiyor diyor yine bitmiyor. Dön artık o yoldan buradan ötesi çok tenha diyorlar. Yürümeye devam ediyorum artık kimseler kalmıyor. Benim durumumda olan yüzlercesi var hissediyorum ama bir tanesini bile göremiyorum.

Yol uzadıkça üzüyor kollarım kasılıp kalıyor. Artık elli adım değil yirmi adım atınca sağa sola bakıyorum. Yine bir belirti göremiyorum. Yolun sonundaki ev sanki biraz ötede.  Sanki şu yokuşu geçince üç adım atınca varılacak bir menzil.

Artık kimseler de gelmiyor yanıma. Kendi kendime konuşuyorum. Sol yanımda bir ses buraya kadar olmayan buradan sonra neden olsun diyor. Rahata düşkün bir ses boş ver biraz bekle nasılsa yol bitmiyor diyor. Vazgeç diyen acele etme diyen iki ses iki yanımda onları duymamak için daha hızlı yürüyorum. Biliyorum ki diğer yürüyenler yolu bitirmek üzere… Çok gerideyim hızlanmam gerekiyor. Bekleyin beni diyemiyorum. Şu ayaklar yılların pasıyla daha hızlı gidemiyor ne kötü.

Elli adım diye diye beş yüz adım gittim. Şimdi sanki beş adım kalmış gibi bir hızla inançla adım atıyorum.

Biliyorum bitecek çok az kaldı. Pes etmek geri dönmek yok. Alıyorum poşetleri ellerime. Uzun bir ufuk çizgisinin ortasındaki nokta gibi kaldım. Biliyorum ama bu yolun sonuna az kaldı.

Kaç kere daha durmam gerekecek? Belki de kafamı kaldırdığım zaman göreceğim şu yokuşu çıkınca. Belki de düştüğüm yerde evden birisi gelip poşetleri alacak gel dinlen diyecek.

Gözlerim açılıp kapanıyor. Uykusuz gecelerin sayısını bilmiyorum. Omzu zayıf olanlar geliyor aklıma. Çaresizliğim gözlerimden taşıyor. Ellerimi ara ara açıyorum sonra yine devam ediyorum.

Beş adım atıyorum. Sonra durup dinleniyorum. Artık beş adım atacak gücüm kalmadı diyorum. Ayaklarımı sürükleyerek beş adım atıyorum. Hayret ediyorum ayaklarıma… Biraz daha gidiyorum ama biliyorum buradan öteye artık gücüm kalmadı. Soluklanırken bu yol, bu yolcular yanılmaz diye geliyor aklıma. Bu sefer başka bir teselli ile adımlarımı atıyorum. Fakat sadece beş adım yine gücüm tükeniyor. Dizlerim toz ayaklarımı sürükleyerek gidiyorum. Poşetlerin altı delinmese yeter kollarımda takat kalmadı. Benim değil benim olsa bırakmış gitmiştim. Emanet diyor beş adım daha atıyorum.

Ev var biliyorum ama görür müyüm bilmiyorum… Düşsem gitsem ya arkadan biri gelip alacak poşeti ya da evden birisi gelecek. Poşet kalmaz yolda ben kendimi de bu bahane ile çöllerden kurtarmaya bakmalıyım.

Eve gitsem başka bir işe koşmak isterim herhalde biraz soluklanınca. Etraf tenha kim koşacak bu kadar işe. Bir yandan bunu düşünüp bir yandan yerden alıyorum yükümü.

Yollarda kalma düşüncesi büyüyor dağ oluyor. Dizlerimin üstüne düşüyorum. Ellerim yerde taşlar çiziyor ellerimi… Bakışım yerde utanıyorum ya yolda kaldıysam diye. Kaç adım daha kaldı bilmiyorum… Başımı kaldırsam ev görünecek biliyorum ama bakışlarım yerde. Son bir gayret poşetleri alıyorum elime… Kaç adım daha gider bu ayaklar bilmiyorum…

Bakışım yerde emareleri sorgulamaya çalışır gibi bir halden utanıyorum. Şimdi başımı kaldırsam biliyorum ki kapıya çok yakınım. Reddediyorum emarelere bağlı kalmış inancı. Kapattım gözlerimi artık kulağımda sesler de kalmadı… Kaç adım canım kaldı bilmiyorum ama çok yaklaştım, geliyorum.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.