Her Kışın Bir Baharı Vardır

Gidilen yol dümdüz olsa da dikenler çıkar karşına. Ama hiçbir yol dümdüz değildir değil mi? İnişi, çıkışı, yokuşu, yamacı, virajı ve dahası.. Yollar anlatır aslında size hayatın tek düze bir yer olmadığını.
Kimi zaman anlamazsınız geçirdiğiniz vakitlerin kıymetini . Aslında kimi zaman değil, insan hiçbir zaman anlamaz bir şeyi kaybetmeden onun değerini, kıymetini. İçinde bulunduğu zaman diliminde hep bir isyan, hoşnutsuzluk ve şikayetler halinde.. Hep öyle değil midir insanoğlu, nankör!.
Gözünüzü açıp kapayıncaya kadar kim bilir ne olaylar olur. Kimi zaman fark eder, kimi zamanda görmeyiz, duymayız, farketmeyiz.. Ama çoğu zaman gerçekten umrumuzda olmaz. Nedeni ise kendimize olan tutsaklığımız. Benliğimizin kimseyi görmeye müsaade etmeyişi.
Ahh!.. bu ben kuyuları.. Farkında olanı da var olmayanı da. Veya en doğrusu şu ki, insanoğlu menfaatine yani çıkarına ne gelirse ona göre şekil alır.
Herkes mi böyle peki?
-Hayır!..
Kalbi zifte boyanmamış, merhamet ve rahmetten nasiplerini almış, vicdanlarının sesini hala duyabilen insanlarda var..
Bir sabah uyanırsınız. Ansızın gelen haber sizin tüm düzeninizi bozduğunu, hayallerinizi yerle bir ettiğini öğrenirsiniz. Haber sadece sizi etkilese belki de bu kadar hazmetmesi, kaldırması ağır olmaz ama söz konusu ‘sevdikleri’ olunca insanın.. Çünkü bilir bu dünyada kendinden çok kardeşi için yaşamanın ne denli kıymetli bir şey olduğunu. Yeri geldiğinde fedakarlık yapmanın nasıl bir haz verdiğini.
Hayatı boyunca öğrendiği tek şey vardır aslında; doğru yoldan hiçbir zaman ayrılmamak. Demiştik bu yol dikenli. Hayat ise her yeni gününde sürprizler ile karşı karşıya.. Bazen sevinçli bazen kederli. O yüzden yolumuzdaki bu dikenleri aşmak, onlardan kurtulmak kolay olmasa gerek. Ve birden soruyor kendi kendine insan, şimdiye kadar gidilen hangi bir yolda çile ve ızdırap yoktu ki?..
Dayanmak.. dayanabilmek.. o kadar da basit bir eylem değil sanki. Ama teslim olursak Hakk’a o zaman biliyoruz ki teselli bulacağız. Devasız dert yoktur yeter ki aramayı bilmeli insan. En doğru mercide, çıkarlarına kurban gitmeden.
Ellerimize özlemin, hasretin ve gurbetin kelepçelerini vurdular. Bu duyguların zindanına mahpus ettiler. Ne tarafa dönsek kendimizi kurtaramaz halde..
Her adımımıza bir damla gözyaşı düştüğü vakitler. Çünkü ağır geliyor dört bir yanımızı saran özlem, hasret ve gurbet duyguları.. Bazen nefessiz bırakıyor ve nerede olduğunu bilinmez hale getiriyor insanı. Sonra mı?. Sonrasında içinde kaybolduğun bu zorundalıklara alışmaya başlıyorsun. Her geçen gün biraz daha sakinleşiyorsun belki ama, içine işleyen bu duygular bir çığ gibi gün be gün büyüyor sanki. Belki de bir yanardağın magmaları misali. İçten içe şiddetlenen bu yangın patlayınca zararı da o nispette olacakmış gibi.. Zira bu zorundalıkları hiç hakketmediği halde acı acı yutkunup sindiriyor insan.
Ümidimiz imanımız nispetinde iken karşımıza çıkan dikenler bizleri ümitsizliğe sevk etmeden, ne denli hasar bırakırsa bıraksın aldırmadan yürümeliyiz ki, menzile ulaşabilelim.
Her kışın bir baharı, her gecenin bir sabahı olduğu gibi, nev-i beşerin de bir sabahı ve bir baharı olacaktır. Yeter ki ümidimiz ve umudumuzu âli tutalım..

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.