Bir Kent Bir İnsan

Bir sokağı ile tanışmadan önce, alışmak; şehre ilk ayak basarken sırtındaki çanta kadar ağır gelir hep. Tanıdığın tek sima olan gökyüzünün verdiği anlık güven ile içine düştüğün belirsizliğin adını koyabilmek için erken soruların cevabı ile meşgul eder seni hayat. Yollarını geçtiğin caddelere birkaç parça anı bırakmaktan fazlasını yaşatacak. Bir semtinde aşık olacak belki aynı yerde de canın acıyacak, belki huzuru ışıklarında bulacak belki de hiç olmadığın kadar özgür hissedeceksin denizinde. Bir şehri anladığın kadar birilerini de anlayacağın yanılgısına düştüğünden beri hep bir şeyler eksik kalacak. Zamanın verdiği her şeyi yoluna koyma hissi, sana tüm mevsimlerin aynı olduğuna inandıracak.

Daha sonra aynı kişinin farklı hislerini misafir eden sahilin hiç tanık olmadığı bu duruma, sessizlikle cevap vereceksin.

Fark edeceksin ki bir kentin;
Sokağında bir sokak kemancısı gibi, aşka değil aslında açlığa çaldığını.
Sessiz bir bankındaki ayyaş gibi, şişenin sonu, şişenin sonunu getirtenden çok canını yaktığını.
Limanındaki yolcusu olmayan bekleyen gibi, hasretin sindiği avuçların kaç defa ardından sallandığını umursamayan kolların adını unuttuğu sarılmanın verdiği hissin acısını…

Birçok sokağı ile tanıştıktan sonra, bırakmak; şehre son kez ayak basarken sırtındaki çantadan daha ağır gelir hep. Anılarını bir yabancı gibi bırakmak zorunda kalırsan işte o zaman ” bir kentin bir insan ” olduğunu  anlayacaksın.

İzmir’e ithafendir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.