BENCE, SORGULAMA!

Bence, çok önemli bir kelimedir haddizatında, hoş, haddizatında kelimesi de, ben kendi sınırlarımı biliyorum anlamında da kullanılan güzel bir miras kelimedir. Sınırlarını bilmek, sınırlayanın olabileceği fikrine teslim olmayı da bilmektir. Teolojik olarak bakıldığında, “Men arefe nefsehu, fekad arefe Rabbehu / Kim nefsini bilirse, o Rabbini de bilir” hadis-i şerifi, bir anlamda nefsin sigaya çekilmesi, sorgulanması ihtarını dolayısı ile de yaratıcının sorgulamamızı istediğini hatırlatıyor.

Kuran’ı Kerim ve diğer bilinen tek tanrılı dinlerin kutsal sayılan kitapları, birçok bab ve ayetlerinde “akıl etmiyor musunuz?” , “düşünmüyor musunuz?” kabilinden emir ihtarlarıyla biz insanoğlundan sorgulamamızı şiddetle istemektedir, kaldı ki yine Kur’an-ı Kerimde ne kadar az ibret alıyorsunuz, ne kadar az düşünüyorsunuz sitemleri, Allah’ın biz insanlarda muhatap kabul ettiği akıl nimetini kullanarak sorgulamak ve yaratılış esrarına ermek ve ubudiyet gereğini yerine getirmek olduğu anlaşılıyor. Kendi kuşatıcılığına rağmen, kendisini bulma adına sorgulayarak araştırarak, aklı kullanarak kul olma emri yine yaratıcının kendisinden gelmiş oluyor.

Bir anlamda, sorgulama yetisini kaybeden bireylerden ne hakiki kul, ne de insan olabileceğini anlayabiliyoruz.

Allah’ın yarattığı peygamberlerin istisnasız her birini, ümmetleri tarafından sorgulanır kılmasının hikmeti de, Allah’ın insana verdiği akıl nimetine verdiği değerin göstergesi ve bir imtihan vesilesi olarak anlaşılabilir.

Sorgulama, felsefenin de nüvesini oluşturur bir anlamda, dogmatik yani fıtri olarak sahip olduğumuz bu yetinin varlığı, arayışı, arayışlarımız da aidiyetlerimizi dolayısıyla da kültürlerimizi oluşturur denilebilir. Kabaca bakıldığında, doğu ve batı kültürleri arasında kültür farklılığı anlatmak istediğimi daha net ortaya koyabilir. Doğu medeniyetlerinde ve kültürlerinde sorgulamayan biat eden toplum bilinci aşiret toplum yapısına sebep olurken, batıda farklı toplum ve medeniyet ayrışmalarına yol açmıştır diyebiliriz. Hal böyle olunca, doğu medeniyetlerine sorgulama yok denecek kadar az, batı medeniyetlerinde de ölçüsü kaçmış denecek kadar sınırları zorlamış diyebiliriz. Batı medeniyetlerinde on sekiz yaşını dolduran bireylerin kendi ayak üzerlerinde durma isteği yada zorunluluğu doğu medeniyetlerinde görmeye alışkın olduğumuz temel aile birlikteliğini en aza indirgemiş, adeta iki farklı kültürün ifrat ve tefrit uçlarında gezindiği izlenimine zorluyor.

Dinimizin adı itibariyle İslam, teslime dayandırılmakla birlikte sorgulamayı şiddetle emreden yapısı tezat teşkil ediyormuş gibi sunulmaya çalışılsa da, aklın ihata ediciliği yani kuşatıcılığı itibariyle mümkün olmadığından bir noktadan sonra teslime mecbur bırakmaktadır ki, bu da yaratıcının uluhiyetine en büyük ispat sayılmalıdır.

 

Gayesi olmayan delidir demiş Hz. Mevlana, bu sözün meali muhalifi, ancak delilerin bir gayesi, amacı olmaz demektir ki, gaye yada ideal sahibi olmanın temel şartı bir fikre sahip olma zorunluluğudur, bu ise bir sorgulamaya mecbur bırakmaktadır. Genel olarak Allah’ın akıl sahiplerini muhatap alması, Mevlana Hazretlerinin de aklın olmazsa olmazı gaye sahibi olmanın önemini vurgulayan erdem dolu sözü, teslime dayanan sorgulamanın nimet olacağı ve mesuliyetten kurtarabileceği adına önemli bir donedir.

Bediüzzaman Hazretlerinin insanın serüvenine dair sunduğu önemli bir ipucu ise, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül ise saadet-i dareyni iktiza eder sözüdür. Birbiri içerisinde hem aklı hem bir noktaya kadar aklın sorgulamasını silsile ile anlatmaktadır.

Bütün bunları yazarken değinmeden geçemeyeceğimiz önemli bir husus da şudur ki, ne akıl ne fikir ne de sorgulama tek başına bir şey ifade etmeyecektir, akıl sahibinin bir fikre, fikrin de sorgulanmaya sorgulamanın ise başka bakış açısı ve fikirlere dolayısı ile kendimiz gibi düşünmeyen insanların varlığına da ihtiyacımız olduğu gerçeğidir. Bu anlamda bize göre muhalif olan insanlar, aslında bizi yok saymak değil, tam tersi varlığımızı onaylayan varlıklardır. Temel mantık öğretilerinden birisi de her şey zıddı ile bilinir sözüdür. O halde bizim gibi düşünüp sorgulamayan insanlar, bizim varlığımızı ve düşüncelerimizi ortaya koyduklarından iyi ki varlar.

Yazımın başlığı Sorgulama olacaktı aslında, yıllar önce eğitim fakültesindeki hocamızın “ Bence demeyi öğrenemeyen insanların öğretebilecek bir şeyi olduğuna inanmıyorum”  sözleri beni kendime getirdi ve sorgulamanın bencesini yazmaya çalıştım.

Sorgulanmamış ve istişare edilmemiş aidiyet, aidiyet değil köleliktir. Tekrar etmekte fayda görüyorum, sorgulama yetisini kaybeden bireylerden ne hakiki kul, ne de insan.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.