Yerli Bir Postmodern: İhsan Oktay Anar

Her ne kadar kendisi kendi deyimiyle kategorize edilmekten hoşlanmasa da Ahmet Koçakoğlu’nun aynı isimle İhsan Oktay Anar’ı anlattığı kitabın ismini başlık atmayı uygun gördük . 1960 yılında Yozgat’ ta doğan Anar tam bir kitap kurdu olması sebebiyle

Karşıyaka Erkek Lisesi’ni yarıda bırakıp kitaplarıyla daha içli dışlı olabileceği için akşam lisesini bitirmiş daha sonra Hacettepe Felsefe bölümünü tamamlamıştır. Yüksek Lisans ve doktora eğitimini ise Ege Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde tamamladıktan sonra 2011 yılında emekli olana dek öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.

İyi bir yazar olmak için önce iyi bir okuyucu olmak gerekir sözünün hakkını belki de abartarak veren Anar’ın roman ve hikayelerinde

Doğu ve Batı destanlarına, mitlerine, halk hikayelerine, hatta semavi dinlerin kitaplarında geçen bazı olaylara yapılan ince göndermeleri fark ettiğinizde kitapları olay  örgüsü haricinde bambaşka bir derinlik kazanmaktadır. Belki de bu yüzden birden çok izlenen, her izlendiğinde yeni bir şeyler fark ettiren  kült filmlerde olduğu gibi Anar’ın kitapları  da kendini birden fazla kez okutturma yeteğine sahiptir. Öyle ki kendinizi bir kitabın peşinde hakkında yazılan  tezleri  karıştırırken bile bulabilirsiniz. Romanlarında ve hikayelerinde her ne kadar fantastik sayılabilecek ögeler olsa da  onun kahramanları bu topraklardan çıkan ayağı yere basan gerçekçi ve yerli  karakterlerdir. Doğu anlatı geleneği ile  Batılı modern teknikleri bir araya getirip kendi üslubunu oluşturmuş ve adeta daha önce eser verilmeyen yeni bir alan oluşturmuştur. İşlediği olaylar yarattığı karakterler oluşturduğu mekanlar da insana hiç yabancı gelmez. O kitaplarında bize uzak olan yerleri özlemle anlatmaz tam tersi bildiğimiz içinde olduğumuz topraklarda ne kadar da unuttuğumuz şeylerin olduğunu gösterir. Anar’ın“Ben oryantalist değilim. Yani ben Doğucu değilim Doğuluyum. Ben bu coğrafyanın insanıyım ve bu benim elimde olan bir şey değil. Bunda herhangi bir övünme ve yerinme gibi bir durum da söz konusu değil. Ben Doğuluyum çünkü ağır yağlı yemekleri severim, Evliya Çelebi okumaktan zevk alırım, Uğur Rıza’yı dinlemekten hoşlanırım. Bu zevkler benim Doğulu olduğumun küçük göstergelerinden birkaçı… Doğucu olmakla Doğulu olmak arasındaki fark, kral olmakla kralcı olmak arasındaki fark kadar büyüktür.” sözleriyle kendisi de bu durumu açıklamıştır.

Anar’ın yazın biçiminde göndermeler sıkça mevcuttur. Amat’ta İsrafil adındaki çocuğun görevi gözcülük yaptığı yerden düşman gemisi gördüğünde boynundaki borazanı üfleyerek gemi kaptanına haber vermesidir. Bu da İslamiyette kıyamet habercisi olan meleğe yapılan göndermedir. Efrasiyab’ın Hikayelerinde ise iç içe geçmiş  binbir gece masallarına benzer şekilde bir hikaye anlatımı söz konusudur. Yazar kitaplarında yazdığı diğer kitaplarına bile göndermeler yapmıştır. Puslu Kıtalar Atlası’nın baş karakterlerinden Uzun İhsan Efendi Efrasiyab’ın Hikayeleri’nde Ölüm’ün canını almak için mahalle mahalle aradığı bir yan karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazarın okuma sevgisi onu tarihe,dile, felsefeye, matematiğe, mekaniğe hakim birikimli biri haline getirmiş  tüm bu birikimini edebiyat altında birleştirmesi ise biz okuyucuları için büyük bir nimet olmuştur.  Amat’ta olayların çoğunluğu 1500’lü yıllarda Akdeniz’de korsan bir gemiyi aramakla görevli bir gemide geçmektedir. Yazar o yıllarda kullanılan gemicilikle ilgili terimleri romanda kullanmış bu yolla karakterleri okuyucununi gözünde daha gerçekçi hale getirmiştir. Aynı şekilde Puslu Kıtalar Atlası’nda yine eski zamanların Galatalı kabadayılarının kullandığı argo kelimeleri kullanmayı seçmiştir.  Ayrıca yine Puslu Kıtalar Atlasında Osmanlı’da çok yaygın olan savaşlarda kalelerin altından yol açmaları için kullanılan lağımcı askerlerden biri hikayenin baş kahramanlarındandır. Yazar hakkında  kullandığı kelimelerin çok eski ve ağır olduğu eleştirisi yapılsa da bu onun karakterleri olayları okuyucuya en iyi şekilde anlatmak için bulduğu  önemli ve emeğin olduğu bir yoldur. Bu emeği Kitab-ül Hiyel de çok daha iyi görebilirsiniz. Yazar kitapta geçen makinelerin çalışma prensiplerini   çok iyi bir şekilde betimlemekle kalmayıp kendisi kitap için resimlerini de çizmiştir.

Yine çoğunlukla romanlarda kullanılan çizgisel zaman yerine Türk romancılığında rastlamaya pek alışık olmadığımız döngüsel zamanı Amat’ta başarılı bir şekilde işlemiştir.

Romanlarına başlamadan önce  yaptığı tüm bu araştırmaya  rağmen yazar öz eleştiri yapmada sınır tanımaz . Tamu adlı çalışmasını yazdıktan sonra dört sene boyunca çeşitli yayınevleriyle görüşme yapar ve  yayınlamaktan vazgeçer

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış 7 kitabı bulunmaktadır:

Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel, Efrasiyab’ın Hikayeleri, Amat, Suskunlar, Yedinci  Gün ve Galiz Kahraman

Kitaplarını yeni okuyacak olanlara tavsiyemiz yukarıdaki yayın sırasını takip ederek okumalarında fayda olacağı yönündedir.

Yazarın üslubunu tanımak diğer kitaplarını heyecanla okumayı beklemek için bizce Puslu Kıtalar Atlası biçilmiş kaftan. Bu kitap ayrıca İlban Ertem’in büyüleyici çizimleriyle çizgi roman haline de getirilmiştir. Çizgi roman meraklılarına da duyurulur.

Professional essay writing services are always ready to help you with any sort of difficulty you may encounter while writing the

The cost of these products are often lower than other materials affordable-papers.net like cardboard and you’re able to find quality products designed to last.

essay.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.