İS

Hiç bıkmadığım manzarama benimle birlikte eşlik eden farklı hislerin ortasındayken aniden zamana geç kaldığımı, güneşin bir türlü sığamadığı penceremin kenarına koyduğum mumun, üst tarafta bıraktığı isin üstüne yazılmış yarı okunaklı hayallerden anlıyorum. Heyecanın önüne geçen keskin bir panik hissiyle ne diyeceğimi düşünürken, ilk defa bu kadar aydınlattığını fark ediyorum titrek ellerimde bir an önce bitmek isteyen mumun. Kapıya yetişmek için attığım adımların ardı sıra gelmiyordu sanki tıpkı eskisi gibi. Bir zamanlar elimin yetişmediği o sürgüye elimi attığım zaman, buradan çıkmak isteyen o küçücük ellerin sıcaklığını hissedebiliyorum hala. Kapıyı açarsam acaba yine dolar mı evin içi küçücük ayakların çıkardığı sesler ve bitmeyen o saf ufak gülüşlerle? Yorgun duyguların karıştığı karanlığa rağmen bir anıya takılmamak için adımlarımı dikkatli atıyor, rahatsız etmemek için dil ucunda mırıldanıyorum. Eksikliğini hiç hissetmediğim bir dostun bana verdiği sonsuz huzur tadındaki karanlık ortasında diğer odaya geçerken, iç sesimin bana bir şeyler anlatma çabasını, titrek elimdeki mumun belli belirsiz oluşturduğu gölgelerden çıkarıyorum. Derken gözlerime çarpıyor duvara asılı bitmeye yüz tutmuş sıska bir takvim ile çaresizce bir çerçeve içinde volta atmakla meşgul saatim.  Hemen yanında ise zamanın çalmaması için tüm mutluluğun sıkıştırıldığı çivisi düşmüş bir tablo… Biraz daha yakından bakmak için yakınlaştığımda içinde bulunduğum durumdan oldukça uzaklaşıyorum. Bir şeyler ararcasına incelerken tabloyu, camına düşen yansımamla tanışıyorum. Tablonun içindeki ben, fakat camına yansıyan benden çok fazla bir başkası. Kendi içimde belirsizliğe düşerken mum yavaşça bitiyor ve şimdi tamamen belirsizlik içinde olduğum bir geceye “Merhaba” diyorum.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.