ÇARE MİDİR; BİLMİYORUM

Bilmiyorum susarak geçer mi çoğu şeyler. Ya da çare midir susmak yaraları sarmaya, ağrıları dindirmeye.

Susmak, bir sabır işi değil midir, azizim?!

Diline gem vurmak, harflerin ahengi ses tınısı ile buluşmadan yutkunmak. Yutkunmak diyorum bakmayın. Boğaza düğümlenen kelimelerin, cümlelerin haddi hesabı yok aslında. Ama olsun, aldırmayın.

Susuyorum işte, tek konuşma yetim ise gözlerden süzülen damlalar. Nereden gelir, nereye gider bilinmeyen  bir akıntı. Zaten meçhulü oynamıyor muyuz hayatta? Olduğun gibi değil de olman gerektiği rol içerisinde çeşitli şekiller, renkten renge, pozdan poza. Aslında buna meçhule oynamak deyip de bu güzel kelimenin manasını böyle kirli bir açıklamanın öznesi yapmayalım.  Sahtekarlık desek mesela?

Kimiz ki biz?!

Gerçek kişiliğimiz, kimliğimiz nedir?

Özgürlüğü elinden alınan kuşlar misali hayatlar. Kafesin içerisinde aldığı hava, yediği yemek, içtiği su. Söylesenize bu nasıl bir hayat, nasıl bir yaşam biçimi, nasıl bir özgürlük, hür olmak, en önemlisi kendin olmak/olabilmek…

Kanat çırptıkça can çekişmenin, nerede görülmüş yaşamak ve nefes almak olduğu.

Susuyorum!

En derin susuşların köşelerinde. Ne bir haber, ne bir iz, ne bir nefes. İstemeden susuyorum. Zira kırıldım birçok yerinden, parçalandım, dağıldım toparlanamıyorum. Ve daha da kötüsü vakit ilerledikçe kırıldığım yerlerden tekrar tekrar kırılıyorum. Hiç farkında olmadan, fark etmeden kıranlar sayesinde.

Susuyorum! Susmayınca onlardan daha fazla kıracağıma, yakıp yıkacağıma…

Bilmiyorum, susuyorum işte.

Çare midir?

Bilmiyorum.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.