PERESTİŞ

Yağmur kokulu bahçeler saklı kalbimde. Geceyi içine hapsetmiş umutlar var semasında. Bir hazan yaşıyor en güzel yaz başlarında. Korkak, ürkek mazilerin titretmesiyle dikenli bir tel yutuyorum. Boğazımda yırtarcasına payidar bir acı…
Eğilen başımla birlikte gözyaşlarım kulak ardı ettiğim saçlarımın hizasında dökülüyor birer birer. Kalemim muhteris bir divane. Satırlarda aksettirdiği tüm hislerin esiri. Düğümlenen kelimelerimin izahı…
Yağmurlarla yıkanmış rüzgarım yönünü değiştiriyor aniden. Buzlu camımın arkasındaki manzaraya şahit oluyorum ilk defa. Haddizatında hep dinlediğim bir şarkıya ilk defa ritim uydurmuşum gibi, hep seyir halindeymişim de ilk defa gözlerimi açmış gibi. Adeta bir “perestiş” gönlüm. Göz çeşmem, kuru toprakları bulmuş, incilerim karanlık denizlere saçılmış, kalbim ince nakışla işlenmiş sabrın düğümü şimdi. Nasip kelimesinin her zerresine inanmış ruhaniyetim. Bir yola gidiş asıl bendeki. Çok fazla gidişatın en doğrusuna yöneliş. Dikenli teli yuta yuta… Göz çeşmemi kuruta kuruta… Semamdaki yıldızlarımı yaka yaka belki de. En kalabalık sokakların bile tek çıkışı bu yol.
Bu yol bir “perestiş”.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.