HAZİRAN VE MEZUNİYET

Haziran’ın herkes için ayrı bir mânâsı var. Kimine yazlık-yayla, kimine tatil, sınav, sıcak, futbol severlere Avrupa Kupası veya bu yıl için Ramazan/oruç vs. ama benim ve son sınıf öğrencileri için ayrı bir anlamı daha var ki; o da “Mezuniyet” yani hayatın yeni bir safhasına adım atmanın heyecanlı zaman dilimleri… İşte tüm bu düşüncelerle birlikte bu yazıyı “Bitirme Tezimi” teslim etmenin arefesinde yazmıştım, “Yarın tezin fotoğrafını çekip paylaşacağım ama ne yazsam açıklama kısmına?” diye düşünürken. Sonra okuyan her öğrencinin satır aralarında, en az bir cümlesinde kendisini bulabileceği bir şeyler yazayım dedim. Son demlerini yaşayan “Bir Üniversitelinin Mezuniyet Denemesi” niyetiyle “Aldım kalemi elime” demek isterdim ama mâlum teknoloji çağı. Klavyeyi yaklaştırdım parmaklarıma…

Evet, Tez Fotoğrafını paylaşmayanı mezun etmeyeceklermiş gibi bir hava vardır sanki değil mi? Eee ne de olsa diplomadan sonra 5 yıl okumanın en havalı kısmı. Tabi bir de mezuniyet var. Her neyse… Biz de geldik yolun sonuna, daha doğrusu “bir yolun daha sonuna” sırada yeni yollar, belki engeller ya da farklı farklı dönemeçler var. Böyle böyle biter ömür denen en uzun yol.

Her son sınıf öğrencisi gibi benim de aklıma hazırlık sınıfı yılı geliyor, hatta daha öncesi; 6-7 Eylül Kayıt günü ve heyecanı… Sonra “Burdan Şehir Merkezi’ne (Konak) nasıl gideriz abi?” diye sorduğumuz, “Otobüs Kartı (eshot)” çıkana kadar da yürüdüğümüz, kestirme yollar aradığımız, biter mi bu 5 yıl dediğimiz günler… Bir de şehre alışmaya çalışırken, kendimizi yalnız hissetmeyelim diye çabalayan hazırlık sınıfı hocalarımız (bu arada üst sınıfa geçince sizi unutmadık, sadece yoğundu biraz dersler, o yüzden pek uğramadık) vee yeni tanıştığımız dostlarımız… Evet bitti o günler, geçmez dediğimiz o uzun yıllar. Şimdi geldi vakti ayrılmanın, ömrümüzün bir parçasından. Değer biçilemeyecek günlerimizden, her biri eşsiz anılarımızından…

Bu güzel günleri unutmayalım olur mu dostlar?

Sahi ya, nasıl unutabiliriz ki bu günleri? Bazen bitmesin istediğimiz keyifli dersleri, 12:55’te gidince “Daha mesai başlamadı.” diyen Öğrenci İşlerini, vize ve finalleri, büte bırakan Hocaları, sanki hiç öğrenci olmamış “Sniper” Asistanları, not vermeyen arkadaşları, kopya veren dostları, imza atan kankaları, güldüğümüz yılları, bu özel insanları ve daha nice güzel hatıraları…

Ne yaparsın? Bitiyor elinde küçük bir çantayla geldiğin ama valizlere sığmayacak hatıralarla döneceğin koca 4/5 yıl… Dile kolay.

Haa bir de Fakültesinden sürekli şikayet eden arkadaşlar, size de birkaç şey deyip bitireyim; şu ara son sınıflarla muhabbet edin isterseniz ya da geçen sene mezun olan tanıdıklarınızla. Onlar ne diyor bakalım, bu günlere dönmek istiyorlar mı? Belki bugünlerinizin kıymetini bilmenize yardımcı olur?

“Kalanlara selâm olsun.”

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.