GÖKYÜZÜ

Hani mavi olurdu?

Kuşların içinden sonsuzluğa kanat çırptığı, beraberinde bulutların arz-ı endam ettiği bir mavi. Başımı kaldırdığımda gördüğüm gri mi beyaz mı karar veremediğim bir renk oysa. Yoksa kül rengi dedikleri böyle bir şey mi?

Oysa sen gözlerin gördüğünden öte, adın zikredildiğinde akla gelen renksin.
Ey derin mavilik!
Habil’in toprağa düştüğünde gördüğü sen değil misin?
Hz. İbrahim’in ardından yaşlı gözlerle bakarken duaya el kaldıran Hz. Hacer’in gördüğü sen değil misin?
Sen değil misin, “Vur kazmayı Ferhat, çoğu gitti azı kaldı” dendiğinde, Ferhat’ın “Bismillah” diyerek baktığı? .
Kimler geldi kimler geçti sana nazar ederek, kimler gözyaşını sana döktü, kimlere yoldaş oldun yalnızlıklarında? Kimlere mavi göründün, kimler siyahî seyretti seni?

Bilirim; bakıp gördüklerimiz, gönlümüzden yansıyanlardır. Şöyle bir türkü tutturup elleri cebinde, kah ıslıkla, kah sebepsiz bir tebessümle gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz -gökyüzü ne renk olursa olsun- mavidir. Bu ferahlığın, huzurun, mesafelerin kısaldığının remzidir.
Evet evet, gökyüzü bu işte. Uzakta ki yakınlarımızı bir adım ötede gibi hissettiren, elimi uzatsam dokunabileceğim mutluluğu verendir. Bu yüzdendir çok sevilmesi. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz, özlediklerimizin de gördüğü  gökyüzü değil mi nihayetinde…

Nerdesiniz şu an bilmem; belki okulda, belki işyerinde, belki yolda, belki de günlerdir kapıdan dışarı çıkamadığınız evinizde.

Boşverin mekânları, aşın duvarları ve seyredin derin maviyi. Bulutların ardına gizlendiyse ışık,hadi kapatın gözlerinizi ve tebessüm ederek derin nefes alın.Çok şeyi değiştireceğine inanıyorum, hem de canı gönülden.
Neden mi dersiniz? Çünkü kalemi elime aldığımda, içimden geçen hüznü, hırçınlığı, mutsuzluğu anlatmaktı aklımdan geçen. Gri ve siyah bulutların kapladığı böyle bir günde, siyah mürekkep ile gönlümdeki kasveti dökecektim kâğıda. Ama siyah değil, maviydi mürekkep. O baktıkça  daldığım, daldıkça baktığım mavi. Ve yüreğimin aktığı yer, her ne kadar hayal de olsa, mavinin dayanılmaz huzuru oldu.
Hangi ülke, hangi şehir, köy kasaba… Dönün yüzünüzü göğe, sürur ile… Boz bulanık bulutlar varsa da, takılıp kalmayın kasvetine. Geçin onların ötesine, mavinin derinliğine…

Mavinin enginliğinde buluşmak üzere…Aynı gökyüzüne bakıyoruz nihayetinde…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.