Epilepsi ve Beslenme

EPİLEPSİ TEDAVİSİNDE ‘’KETOJENİK DİYET’’ UYGULAMASI
Eskilerden gelen ancak son dönemde adını sıkça duyduğumuz ketojenik diyetin, epilepsi hastalığı ile etkileşimini, olumlu ve olumsuz etkilerini sizler için bir araya getirdik. Öncelikle epilepsi hastalığını kısaca tanıyarak başlayalım.

EPİLEPSİ NEDİR ?
Epilepsi, özellikle çocuklarda yetişkinlere nazaran daha sık görülen bir merkezi sinir sistemi bozukluğudur. Şiddetli ve ani nöbetlerle periyodik olarak görülür. Hastalık kendini bilinç kaybı ile belli eder, ancak nöbetler dışında epileptik hastaların sağlıklı bireylerle herhangi bir farkı yoktur.

NEDEN KETOJENİK DİYET ?
Hipokrat zamanından günümüze kadar epilepsi tedavisinde çeşitli diyetler uygulanmıştır, ancak bu konuda en etkili diyetin ketojenik diyet olduğu gözlemlenmiştir.
Henüz ilaçla tedavi yöntemleri geliştirilmeden önce epilepsi tedavisinde yüksek yağ içeren, ketozisi ilerleten diyetler uygulanmıştır. Bugün ise bu diyetlerin yanında antikolvülsant ilaçlarında kullanıldığı bir tedavi planı izlenmektedir. Ancak gerek kullanılan ilaçlardan, gerekse düşük karbonhidratlı beslenmeden kaynaklanan bazı mikro besin öğelerinin eksikliği görülmektedir. Bu eksiklikler doktor ve diyetisyen tarafından yaşa ve ihtiyaca uygun tabletler ile giderilir. Kullanılan tabletler karbonhidrat içerdiğinden dolayı, kesinlikle bir uzmana danışılarak alınması çok önemlidir.
Ketojenik diyet, genellikle okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarda hafif epilepsi nöbetlerini kontrol etmede en etkili yoldur. Bunun yanında ketojenik diyet son dönemlerde ilaçlara karşı dirençli epilepsi hastalarının tedavisinde de ilk sıralarda tercih edilmektedir.
Ancak diyetin yüksek oranda yağ içermesi diyetin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Diyet uygulanırken ortaya çıkan diğer zorluklar ise diyette kullanılacak besinlerin titizlikle tartılması, menü planlamasının dikkatli bir şekilde yapılması ve sürekli kontrol edilmesidir.

KETOJENİK DİYET NEDİR VE NASIL UYGULANIR ?
Öncelikle her hastanın diyet listesinin bireysel olarak hazırlanması büyük önem taşımaktadır.
Ketojenik diyet yüksek oranda yağ, düşük oranlarda protein ve karbonhidrat içeren bir beslenme düzenidir.
Ketojenik diyet tedavisinin başlangıcında hastanın hastaneye yatırılarak izlenmesi gerekmektedir, çünkü öncelikle hastanın 24-48 saat süreyle aç bırakılması(sadece su alımı vardır) ve yaklaşık 6 saat aralıklarla kan şekeri kontrolü yapılması gerekmektedir. Ayrıca hastanedeki süreçte anne ve babaya bu konu hakkındaki gerekli eğitimler verilmeli, gerekli davranışlar gözlemlenmeli ve gerekirse uygun olmayan değiştirilmelidir.
Ketojenik diyetin iki temel prensibi vardır:
Yüksek yağ oranı ile ketozisi sağlamak ve bunu devam ettirmek.
Düşük karbonhidrat içeriği ile kandaki yükselmiş insülin düzeyini ve glikoz düzeyini düşürmek.
Ketojenik diyette alınan besinlerin miktarları çok önemlidir, bu miktarların dikkatli bir şekilde hesaplaması gerekir. Özellikle yüksek yağ oranının olmasından dolayı diyetin uygulanmasındaki aksaklıklar göz önüne alınarak sürekli takibi sağlanmalıdır.
Tüketilmesi gereken yüksek yağ oranına ulaşmak için kullanılacak yağların sağlıklı yağlar olması çok önemlidir. Yani doymuş(katı yağ, margarin vb) yağlar daha az tüketilirken, doymamış (sıvı yağlar) yağlar daha fazla tüketilmelidir. Kullanılacak yağlar bir uzmana(doktor veya diyetisyene) danışılarak tüketilmelidir.

Diyette kullanılabilecek değişim listeleri
Et, meyve, yağ, krema
Peynir, meyve, yağ, krema
Yumurta, meyve, yağ, krema
Et, sebze, yağ, krema
Peynir, sebze, yağ, krema
Yumurta, sebze, yağ, krema
Hastaya mayonez, kaymak, krema gibi besinler sınırlı karbonhidrat ve protein içeren besinlerle birlikte verilebilir. Ayrıca sebze yemekleri pişirildikten sonra suları süzülerek verilmelidir.

KETOJENİK DİYETİN OLUMLU ETKİLERİ NELERDİR ?
Dirençli epilepsi hastalarının yarısının nöbet sayılarında azalma ve %15’inin ise tam nöbet kontrolü bildirilmiştir.
Karbonhidrat metabolizması kaynaklı nöbet uyarımını engeller.
Beyin metabolizmasını dengeler.
Nöbet uyarıcı mekanizmaları dengeler.
Beyne ulaşan keton cisimleri sayesinde beyinde oluşan yüksek enerji daha hızlı ve etkin düşünmeyi sağlar, dikkati arttırır.
Kullanılan sağlıklı yağlar sayesinde kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyesi azalırken, iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesi yükselir. Yani uzun vadede kalp damar hastalıklarına yakalanma riski azalır.

KETOJENİK DİYETİN KOMPLİKASYONLARI VE DEZAVANTAJLARI NELERDİR ?
Akut ve kronik dönem olmak üzere iki farklı zamanda yan etkileri gözlemlenir.

Ketojenik diyet tedavisinin akut dönemde potansiyel yan etkileri

Yorgunluk
Konstipasyon(kabızlık)
Besin reddi
Nöbet sıklığında artış
Asidozis
Hipoglisemi
Reflü
Artmış ketozis
kusma

Ketojenik diyet tedavisinin kronik dönemde potansiyel yan etkileri

Sekonder karnitin eksikliği
D vitamini eksikliği
Vücut ağırlığı kaybı
Büyüme geriliği
Kemik mineral yoğunluğunda azalma
Kemik kırıkları
Dislipidemi
Böbrek taşı

Bu diyet tedavisi bütün epilepsi tiplerinde etkili değildir.
Uygulanacak hastanı yaşı önemlidir. Erişkin bireylerde uygulanması önerilmemektedir.
Yüksek yağ içeriğinde dolayı diyete uyumda sorunlar yaşanabilir.
Düşük karbonhidrat içeriğinden dolayı bazı mikro besin öğelerinin eksikliği oluşabilir. Bunlar tiamin, folat, pantotenik asit, kalsiyum, fosfor, demir, D vitamini ve iz mimerallerdir.
Besinler titizlikle tartılmalıdır ve sürekli diyet kontrolü yapılmalıdır.
İyi bir ekip çalışması ve ailenin sağlık personeli ile sürekli iletişim içinde olması gerekir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.