BİR KELİME

Nereye büyüyemeyeceğini bilemeyen ben.
Kendi içinde kendini ararken daha çok bulamamanın kargaşasını yaşayan ben.
Gözlerim nasıl baksın ki görebileyim’in cevabını ararken buluyorum kendimi her geçen gün. İçimdeki hangi duyguların azlığından ya da hangi duygu fazlalığından bulamıyorum kendimi, bilmiyorum. Cevapları bulmaya ömrüm yeter mi? O da bir bilinmezliğim oluyor. Diyorum ki, binlerce soruma cevap yerine tek bir kelime arasam ve bulsam. Tüm sorularıma tek kelimelik bir cevap versem. Kendime yar ettiğim, rengimle boyadığım, kokumu kattığım bir kelimem olsa.
Olmalı herkesin böylesi kendini, kendinden iyi tanıtan bir kelimesi. Benliğini vermeli ona. Kendinde bulunan her şeyi feda etmeli onun uğrunda. İçindeki tüm dünyaları ona sığdırsa. Hem hüznü olsa, hem neşe kaynağı. Hatrına düştüğünde hem tebessüm ettirse, hem gözlerini doldursa. Ve hiç tükenmese derinliği. Sonsuz bir sözcük olsa. İnsan keşke sonsuz bir sözcüğün peşinden koşsa.
Hayatın tam içinde bulunmak yerine bu sabah kıyıdan baksak insanlara. Hayatın kıyısında roman okuyor gibi okumaya başlayalım gördüğümüz ne varsa. Gözlerimiz çocuklara değdiği vakit durduralım zamanı ve arda kalan yıllarımıza gidelim. İlk yolculuklarımıza, en dokunaklı anlarımıza, zarif eylemlerimize bakıp kendimizi bulma çabamız içerisindeki soruların cevabını ararken, aradığımız kelimemizi de bulma umudumuz olsa. Çocukluğuma bakarken Necip Fazıl dökülse dilimden;”Çocukken haftalar bana asır\ derken saat oldu\ derken saniye…” Gözlerimin önünden geçip giderken çocukluğum, ben aradığım kelimemi bulamamanın hüznü içinde boğulmaktan kaçsam. Kitap raflarında arasam kelimemi. Sevdiğim bir kitap;
“Sevgili Kardeşim,
Müşfik bakabilelim dünyaya,
Merhameti büyütelim,
Kollarımız öyle uzun açılsın ki
Kuşatsın yedi cihanı
Ve bütün acılara merhem olacak
Sözlerimiz bulunsun dağarcığımızda.”
Diye bir kelime dizisi sunsa bana. Bir kısım sorularımın cevaplarını bulduğuma sevinmek yerine, kelimemin peşine düşsem. Tüm duygularımızı, yaşanmışlıklarımızı bir yana bırakıp kelimemizin keşfine çıksak. Dünyanın bütün güzelliklerini onunla kucaklayıp, tüm kötülükleri içine bastırıp yok etsek.
Ben hala kelimemin keşif yollarında, yol kaybetmekle mükellefim. Hala bulamadım. Sadece tanımlayabiliyorum. Ama harflere konduramıyorum.
“Orkide zarifliğinde,
Mavinin huzuru
Pembe masumiyeti,
Sarının neşesi ölçüsünde
Bir düş bahçesi.
İçinde kızıl bulut türküsü,
Savrulan yaprak hışırtısında
Duyulan ayak seslerini barındıran
Yollarında kuş cıvıltıları,
Kucaklıyor dünyayı.
Bir kez daha.”

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.