ÜÇ DÜĞÜM

Sanki karanlıkların bağrından kopmuş bir kuş gibi gönlüm. Yalpalanan kanatlarım, önünü görmekte hafif zorlanan bir halim. Kalbimde koskocaman üç düğüm var şimdi. Hangisini çözmeye çalışsam inceden dönüyor… Dönüyor… Tekrar buluyor düğümü. Sımsıkı üç düğüme bağlı tüm sabrım. Çözmeye çalıştığım her dakika daha da sıkıyor beni. Sanki karanlık bir çukurun çıkmazına vuruyor demim. Tam da orada kaybolmak istiyorum. O üç düğümün arasında. Karanlıkların çukurundan çıkıp, yağmurun toprağı ıslattığı o yüzeyden sızıp kaybolmak istiyorum. Kimsenin bulmadığı, en doğrunun beklediği yerde. İşte tam da orada kaybolmak istiyorum, hava zerrelerinden o anki vuslattan hiç kaybolmamak adına. Akışına bırakılmış bir hayatın, zerrelerden deryalara talip şu gönlüm. Kaybolmak. Ufak bir topraktan, ufak bir yanılgıdan, ufak bir hayalden belki de asıl kendimden kaybolmak. Bir ateşin toprağı kaybettiği gibi, suyun ateşi söndürdüğü gibi, toprağın suyu gizlediği gibi üç düğüm var kalbimde. Açması zaman ister, açılması sabır ister. Temennim ise deryaları ister. Selamet ise yalnız iman şuurlu teslimiyetten geçer. O üç düğüm var ya, gün gelecek birbiri ardınca çözülecek. Sabr-ı muvaffak kılınca da yeşermeyi bekleyen küçük bir çiçek bahçesine emanet kalacak. Çünkü kaybolmak güzel bir doğuşu simgeleyecek.

O zaman hadi üç düğüm kalın bende. Çünkü aranızda kaybolmuş bir benliğim var. Hadi üç düğüm kalın şimdi.

En doğru yerde.

En Aşk’ı bilmez halde.

En çileli hatıralarda.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.