BAYRAMLIK DÜŞLER

Yine o ağacın altında ve sensiz bir dalga daha vuruyor kıyılarıma. Ben geldim baba, ıssızlığında akşamın. Ellerim dünün ayazında kaldı. Avuçlarının içinde büyüyecekti ellerim. Şimdi büyüse de küçüldü düşlerim.

Olsaydın ister miydim başucumda ben de bayramlık. Yok yok istemezdim varlığın bayramımdı demeliydim. Hani bir sobamız vardı üzerinde düşlerimizi ısıttığımız senin küllerini aldığın üşümesinler diye gece ayazında çırasını yaktığın. Biliyor musun seni soba yakarken seyretmek en büyük zevkimdi yorgan altında. Her zaman sen yakacaksın sandım. Şimdilerde ateş başında üşür oldum. Sobalar ısıtmıyor be baba. Kimse senin yaktığın gibi yakmıyor. Bir çıra daha yaktın oda yüreğime ve gidişinle.

Sabah kahvaltı hazırlasaydı annem ve biz camiye gitseydik Allah diyerek beraber inleseydik. Özledim sol yanıma dönünce “Hadi baba duam bitti gidelim.” demeyi. Şimdilerde sol yanıma yine dönüyorum ama önce sağıma. Sol yanım, sus öğren büyümeyi, büyüdükçe küçülmeyi.

Bu sabahta bir kuş kondu pencereme. Sen miydin ellerin miydi camı tıklatan. Ve neden cama gelince kanat çırparak uzaklaşan. Gitme anlatacaklarım var. Daha kuyuya düşecektim Yakup(r.a) peygamberin Yusuf(r.a) peygamberi beklediği gibi sen de bekler miydin beni?  Kuyularda kayboldum. Arayanım soranım yok. Ne ıssızmış dünya denen oyalanma. Aldırma gönül aldırma diyorum bazen, susuyorum bu sefer nakarat nakarat ruhuma işliyor, hasret hasret büyüyorsun göz bebeklerimde.

Topum patladı desem, bisikletten düştüm desem, mahalledeki çocuklar beni dövdü desem gelir miydin bir bayram sabahı, hiç olmazsa düşlerime. Okşar mıydın başımı şefkatli ellerinle?

Kuruyor dallarım, bahara inat. Ve yaprak yaprak düşüyor dallarımdan, mekan toprak. Örtün üzerimi gömün kefensiz ve geleyim sana işte evladın şehit isimsiz. Benim adım sen, sendeki ben. Ben bilmedim beni istiyorum senin içindeki seni.

Ne vakit konuşsam düş kurarmışım senle, senden habersiz. Bilmezler içimdeki yetimi sustururlar, seni benden beni senden habersiz.

Hani vardı ya bir varmış bir yokmuş. Yokuşunda ömrün hayat ne boşmuş. Mezar başında, kışın ortasında, sessiz film tadında sensizliği anlatmak ne zormuş. Bakarlar mı neden ağlıyor diye utanır mıydım, sorsalar söylemeye. Okşayın başımı bugün bayram demeye.

Düşmeye korkuyorum artık. Hani sen varken oynadığım sokaklar bir başkaydı deliydi kanımın rengi. Korkmuyordum düşmekten dizim kan içinde, elim yüzüm çizik. Yara bandına ihtiyacım yoktu, ellerinin izi dokunurken yüreğime. Artık bantların kapatamadığı bir yaram var. Yani yine bant kullanmıyorum. Kan dışa değil içe akıyor artık.

Çerçevede saklı hayalinle kaç gece ağlayarak konuştum. Dertlerin içinde bilmem yorulmuşluğumla kaç kez boğuştum. Vuslat muştusu öteye kaldı ah ki tek umudum. Birinci bayram dünyada ikinci bayramda uyanışta, bayramlıklarımla el öpmeye geleceğim son dem belki bir Cuma namazına.
Senden geriye kalan tesbih, tane tane ilmik ilmik hüzün dokuduğum tezgâh. Tek tek çekiyorum Ya Allah. Özlüyorum amma bir gün etmedim ah.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.