ŞİMDİYİ DÜŞÜNME VAKTİ

Gurbet ve gurbet dedikten sonra hemen t’nin ardına sıralanan üç nokta. Hani kursağından aşağıya indirmeye çalıştığın yabancı cismin verdiği acı gibi…

Mesele aslında gurbette değil, mesele o üç noktada. O üç noktada ne yaşanmışlıklar ve ne yaşanamamışlıklar var. Bir miktar sevgi, bir miktar özlem, bir miktar geride kalanlar ve alabildiği kadar gözyaşı.

Bize, hep ulaşamayacağımız zamanlara ait olan şeyler güzel geliyor. Neden böyle oluyor anlamıyorum. Ya geçmişi ya da geleceği düşünüyoruz. Şimdi’ye yaptığımız muamele içler acısı…

Oysaki bizim bütün kahrımızı ‘Şimdi’ çekiyor. Geçmişi şimdi özlüyoruz, geleceği şimdi düşünüyoruz. Ağlarken, bunalırken, sinirlenirken, mutluyken, severken, yalnızken, muhabbet ederken, yolda yürürken, yağmurda ıslanırken, tırnağını keserken, fotoğraf çekerken, yatarken, kalkarken ve hatta ölürken bile ‘Şimdi’deyiz.

Şimdi’yi kaybedince geçmiş oluyor işte. Kaybedince “Neden gittin, neden?” diye çığlıklar atmak yerine “Geçmişe özlem” adı altında narin ve duygusal davranmayı tercih ediyoruz. Kim “Deli” diye damgalanmak ister ki? Tabi ki böyle davranacağız. Çünkü biz akıllı, zeki ve uslu insanlarız. Kanunlara uyar, kırmızı ışıkta asla karşıya geçmeyiz. Doğa dostumuz, hava yoldaşımız, bulutlar da hayallerimizdir bizim. Daha ne olsun? Bunun ötesi tam teşekküllü hastane işte.

Ah şu biz ve kırılmasın diye tüm önlemleri alıp Samsung Galaxy S6 Edge ile yarıştırdığımız tabularımız!

Şimdi’yi sevelim, Şimdi’ye sahip çıkalım. Şimdi’yi iyi değerlendirirsek güzel ve tebessümle yad edeceğimiz bir geçmişimiz ve umut dolu bir geleceğimiz olur. Belki biraz da mis kokulu çiçeklerimiz, bir bardak çayımız, çayın yanında en sevdiğimiz tatlımız bile olur. Hatta bunlarla da bitmez, bi bakarsınız cennetimiz de olur, havz-ı kevserimiz de..

Gurbetle giriş yaptık madem, yolumuzu şaşırıp, çıkışımızı yangın merdiveninden yapmayalım.

Gerçi gurbet, büyük yangın!

Yangın merdivenine ihtiyacımız yok değil!

Ama büyük kavuşma için bu yangında kalıp yanmak, kavrulmak, dışarıda olup, yangını seyreden olmaktan çok daha iyi. Bundan dolayı bütün yangın çıkışlarını kapat asker! Gurbette kalıp, komple yanıyoruz! Ordular! İleri! Marş!

Gurbet mevzusu ötelerin tee eksi kutbundan başlayıp taa artı kutbuna doğru ilerlediği için çok derin bir mevzu. Bu nedenle bildiğimiz ve yaşadığımızı sandığımız dünyalık gurbetler çok sığ kalıyor. Yaşanmışlıklar bile sığ kalıyorken bu mevzuyu benim anlatmaya çalışmam bırakın sığ kalmayı tüm suyunu çekmiş oluyor. Herkesin gurbeti kendi içinde.. Gurbet ki, kalpte başlar, sonra dış dünyayla tanışır. Bu nedenle bırakalım da gurbetle ilgili tüm sayfaları kalbimiz doldursun. Sen sadece “Sıla mı, gurbet mi? Adını koy” sevgili okuyucu..

 

NOT: Ben bu yazıyı şimdi yazdım. Siz gelecekte okuyacaksınız. Sizin okuduğunuz an Şimdi’niz olacak. Ve yazıyı okumanız bitince bu yazı sizin için de benim için de geçmişte kalacak. Ama ne olur geçmişi tozlandırmayın! Zira bazı geçmişler Şimdi’niz olabilir. Arada bir bu yazının da tozunu alın olur mu?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.