ANNEM

Annem;

Nerdesin annem? Ne kadar uzaklıktasın bana. Sensiz geçmek bilmiyor acılar, sensiz tükenmek bilmiyor yalnızlıklar. Senden başka derdimi dinleyen yokmuş meğer. Buradan anlatsam sana yüreğimle derdimi böyle de anlar mısın beni? Anneler hissedermiş ya çocuklarının hüznünü, acısını sen de benim acımı hissediyor musun anne?  Burada kimse ortak olmuyormuş insanın acısına. Herkes kendi derdine düşmüş, işine geleni yapıyorlarmış insanlar burada. Kimse ama hiç kimse bırak acıyı paylaşmayı sevincini bile paylaşmıyormuş birbirleriyle. Derman olmasa bile derdimi dinleyecek insan bulamıyorum burada. Hani küçükken sen kızınca arka odaya gidip koltuğun arkasına saklanıp ağlaya ağlaya uyuya kalırdım ya burada da kendime bir oda buldum. Ne zaman canım yansa, hüzünlensem, kalbim kırılsa bu odaya geliyorum. Burada ağladığımı bir tek bu odanın duvarları ve odadaki  kullanılmayan eski yatak görüyor. Bu odayı buradaki insanlara benzetiyorum anne. Oda buz gibi tıpkı buradaki insanlar gibi. Daha yaklaşmaya başladığında üşümeye de başlıyorsun. Ama kullanılmadığı için soğuk merak etme sakın beni başka zamanlar üşümüyorum annecim. Odada bazen saatlerce ağlıyorum, oda ağladığıma şahit oluyor her bir zerresine kadar ama bir şey yapmıyor. Ben ağladıkça sanki daha da soğuyor. Ama hakkını yememek lazım bir şey yapmasa da en azından ağlayabilmem için bana yer açıyor. İnsanlar onu da yapmıyor. Oturup karşısında hıçkırıklara boğulsan görmezden gelir seni, belki de gerçekten görmüyorlardır.

Yok yok annem sen üzülme, ben sana kıyamam odanın küçük bir de camı var burası çocuk parkına bakıyor ağlarken onları izliyorum, izlerken de uyuyakalıp çocukluğumu, seni görüyorum rüyamda. Rüyalarımda senle konuşup dertleşiyorum huzuru yakalıyorum. Sonra bir uyanıyorum, rüyamın sıcaklığından bu buz gibi odada bile ısınmışım. Uyandıktan sonra rüyamı düşünüp deniz kenarında bana “Az kaldı kızım dayan, kavuşmamıza az kaldı” deyişini hatırlıyorum ve tüm gücümü toplayıp buradaki insanları temsil eden bu küçük artık kullanılmayan ve soğuk odadan çıkıp insanların arasına karışıyorum yeniden.

Bu mektubu da bu odadan yazıyorum sana annem. Şu an oda ne kadar soğuksa benim yüreğimdeki yangın o kadar sıcak, odanın soğukluğu ne kadar üşütüyorsa ellerimi içimdeki hasret, hüzün, kalp kırıklıkları o kadar yakıyor ciğerimi. Mektubu burada bitiriyorum meleğim. Şimdi uyuyacağım çünkü bu odadan çıkmam lazım birazdan.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.