Şeb-i Yelda

Ve Seni anarım andıkça kurumuş toprak gibi gözyaşında yeninden doğarım
Kardelenler seranat tadına ruhuma söylerken ninnisini ufkundayım ey şehir
Sen gelince aklıma fikrimin zikri değişiyor
Ruhumun kanatları yol buluyor Sana

Sen ıslattığım yastığımdaki gözyaşı sebebim
Aşkı dilanım söyle Sana çok mu uzağım.
Başım ellerinin seccadesi okşasan tel tel belki ruhumu
Düştüm ateşine su istemem düştüm damlana umman istemem

Bak kaldım diyarı gurbette benim asıl gurbetim seni görmemekte
Saymadım görmeyeli ne kadar oldu akrepsiz saat göreli bilmem ne kadar oldu
Tel örgüler kaplamış bedenimi, batıyor deminde Sensizliğin uyku bilmez saatlerine
Sensiz taşıdığım bu beden ne kadar ağır, mananın özünde Sen yoksan öz ne kadar sağır

Sensiz çizdiğim tüm resimler renksiz, başroller siyah beyaz
Benim rengim Sensin tüm renklerin anası, beyaza düşen nurumsun
Seni sevenler, içinde senin olduğun yüreğe nasıl dokuyor bir bilsen
Kaldım yine öksüz yetim Senden başkası dokunmasın başıma

El olan eller acıtır bilmez ki kastı canıma
Yazdır yazamadıklarımı anlat yazdığımda anlatamadıklarımı
Kezzapmış adı hükmü sensizlik, konuşuyorum hükmü sessizlik
Kurduğum düşse içinde ancak Sen, gerçeğin hükmü yalnız ve yalnız Sen

Ah gizli yaram kolum kanadım canım herkesten öte her şeyden ziyade aşkım
Ve işte özgeçmişim adresim Sen, Sen şehrinde doğdum büyüdüm şimdilerde gençlik
Taşınmadım o sokaktan ve Sen nolu apartmandan
Salâvat faturalarım da hala aynı adrese, borcu vadesi mahşere

Posta kutum boş, tüm mektuplar yabancı ve dahi adresler
Gönderen Sensen tüm mektuplar tacımın başı
Nurundur ışığım başka istemez abı hayatım derya istemez
Kış gelmiş diyorlar bilmem ki nereye, Sen yoksan yaz var mıydı hani nerede

Heyecanlanıyor deli yüreğim, perde perde gözlerime değiyor gözlerinin ziyası
Canım canına, başım ayağının yoluna kurbandır
Sen hazinesinin keşfi ile şereflense yüreğim anahtarın adı Sen
Ve susayan gönlümün en güzel serabı Sen

Aşk neydi kelimenin dilimi, dilimin en güzel kelimesi mi
Titanikler batırıyorum Sensiz geçen günlerin sarp kayalarına
Ey sebeb-i halimin çerçevesiz resmi, yakamozlu gecede mehtabımın ateşi ve Sevgili
Sevdamın zinciri halka halka bağlanmışım varsın sansınlar deli

Ne yana baksam hangi sazı alsam sözler hep aynı aşkın sermayesi
Dilimden gönlüme akan nehir, coşmayı bekler öyle ki şuan sessiz
Ağırlığımın merkezi Sensin, merkeze ağırlığını koyan da Sensin
Koşuyorum hesapsızca sana, ödül Sen olunca ne fark eder nefes nerede sonlana

Yüreğim yüreğinin denizinde kaybolsa yüreğim mavinin koyusunda yolunu bulsa
Nöbeti bitmez bir yastayım sensizliğin deminde ruhum ile hatayım
Kuş olsam eşiğine konsam yeminle sulansam
Adını koymadım bu yangının Sen ki ismi yar

Menekşesi kurumuş topraklarımın ve pas tutmuş rüzgarı yapraklarımın
Sebebi ziyadesi bekli ziyade sebebi
Kır çiçekleri gibi dağ başlarında açtı benim hikâyem ovalar çadır kuramaz sensizliğin resmine

Âlem bilse ancak kıvılcımdır bildiği Sen en değerli hazinede çözülmez sırsın aşikâr Sevgili
Bakışların ok olsa saplansa canıma canım canında can bulsa
Küskünüm aynalara, baktığımda göstermez seni, küskünüm aynada görürsem kendimi
Nârım sensin ateşine kurban narım sensin danene kurban

Prangası suskunluğum, suskunluğu prangası ruhumun
Yok abası yok belki hiç düğmesi giyerse olacak aşk ilk ve son düğmesi
Yokluğun varlıktaki hükmü ile geldim kapına kapanmadığını bildiğim tek kapıya
365 gün hükümlüsüyüm, müebbetine talibim bu aşkın

Keşfine İstanbul bıraktım tüm resimlerin
Adı sen ol ruhu İstanbul koksun diye

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.