REHBER

‘Samimiyet’
İnsanı insan olduğu için dikkate alabilmekle başlar. Sana, bana samimiyeti değersizdir kimsenin. “Senin için herkesi yıkarım” diyenden kork en evvel, çünkü herkes için seni paramparça edecek olan da odur.
Gözlerine baktığın zaman o ışığı görebilmektir, samimiyet. Bir insanla pek fazla lakaytlık değil bahsettiğim, az bilen insanın en yoğun sevgisidir. 
Hiç gerçekten samimi olduğuna inandınız mı birinin? Tüm sözleri yalansız, davranışları anlamsız…
Samimiyet, yürekte aranmaz. Gözlerde saklıdır çünkü.
Gözler kalbin aynasıdır diyor ya şair, aynen öyle.
Gün gelip başını yaslayacağın omuzdur samimiyet. Gözyaşına, gözyaşından katandır. Derdine, dermanını salandır samimiyet.
Tüm laçka sevdalarınızı geride bırakın ve bakın annenizin bakışlarına.
İşte tamda odur samimiyet.

‘Vefa’
Minnet duygusu diye bilinir. Vefa bir borçtur evvela, sahibinin zamanında borç niyetsiz verdiği borç. Ama zamanı gelince en kıymetli alacak haline gelir. Yolunu gözler, borcunu ödeyecek olanı bekler. Kimden, ne zaman geleceğini bilmesekte en anlamlı alacak vefadır. 
Borçlunun kamçısı borcudur derler. Namusu ise vefasıdır.
Bağlı kalma, sözünde durma.
Nasıl bağlı kalınır bilen var mı? Gören duyan var mı nerede en güzel değerler, nerede ve kimdeler?
Zaman değişmiş, asır başkalaşmış diyor asra ev sahipliği yapmış adam.
Zaman değişmiş elbet, asır başkalaşmış. Kelimeler yabana atılmış, unutulmuş.
“Vefa” unutulmamış. Nerede,kimde olduğunu bilmesekte, vefaya vefa gösterilmiş.
Vefa değerdir, kaybolan. Kıymeti dağları aşan, şimdilerde ortalıkta olmayan yüce değer.
Bulana ne ala..

‘Had’
Küçük çocuklara ilk doğdukları zamanlar devamlı karşılarına geçip hecelenir defalarca “anne” “baba” gibi kelimeler. İlk anne mi dedi baba mı dedi tartışmalarının son bulması belkide aylarca sürer. Biri galip gelemeden daha büyür yavru ve harfler, rakamlar, şarkılar öğrenir.
Ama ona verilen değerlerden hiç biri “had” bilmeyi öğretemez çocuğa. 
Bir çocuğa öğretilecek en önemli yargıdır ‘had’. İnsan kendini, sınırını bilmesiyle başlar çevresini, başkalarını bilmesi.
Değer yargılarının bir banknot kadar değeri olmadığı bu zamanda insanın kendi değerlerine sahip çıkabilmesi büyük bir erdemdir. “Had” bilmek, değer bilmektir, sınır çizmektir.
Sınırı ufak bir aşım çok büyük sonuçlar doğurur. İnsanların bir yerleri var diyor ya Yaşar Kemal, ince yerleri. İşte oralara dokunmamak lazım.İnsanoğlu ‘had’ bilmelidir.

‘Sevgi’
Uğruna kelimeler, satılar dizilip yapraklar feda edilecek en kutsal değer. 
Öyle ki hepsi burda başlıyor kelimlerin. Sevgi olmadan, hiç biri var olamıyor. 
Öyle saklanacak, esirgenecek duygu değil bu, etrafa dağıtmalı. Dağıtmalı ki çoğalsın. 
Kimi, neyi, nereyi sevdiğiniz önemli değil yeterki öyle bir sevin ki göz gözü görmesin. Öyle bir sevin ki etraf bahara dönsün. Öyle bir sevin ki kimse yalnız kalmasın bu hayatta.
Kimse kırılmasın, kimse üzülmesin. 
Sevgiye muhtaç, hasret binlerce varlık varken etrafta, kimseden esirgemeyin uğruna yaratıldığınız duyguyu. Haykırın ta en içten seviyorum diye. Seviyorum bak, öyle seviyorum ki korksun tüm alem sevgimden, zira sevginin aşamayacağı yoktur bir engel.

Rehber et bak 4 kelime, 4ü de ömre bedel, ömre değer.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.