MAVİYDİ İSTANBUL

Mavi yakışmıştı İstanbul’a… Boğazın sularına saklamıştı kendini… Sevdaya, hasrete, sılaya; semasındaki ezana yakışmıştı.

Fatih’te yoksul bir gramafon çalarken, İstanbul’a mı mecburdu Atilla İlhan, hazirandaki mavi benekli çocuğa mı? Orhan Veli gözleri kapalı İstanbul’u dinlerken, maviyi de duymuş muydu?
Mavi huzurdu, sonsuzluktu, umuttu… Sevmekti, bağlanmaktı… Bu yüzden en çom mavi yakışmıştı İstanbul’a. En çok mavi sevmişti İstanbul’u. Çamlıca’dan da baksan, Boğazdan da baksan maviydi İstanbul. Efendisinin şefaatine nail olabilmek için Fatih’in, Eyüp Sultan’ın umuduydu. Süleymeniye’de bir bayram sabahı yaşarken Yahya Kemal, gönüllerin birleşmesiydi mutluluğu. Zamanında Kuran sesleri yankılanırken semasında; maviydi gökyüzü, sonsuzdu…

Mavi sevdaya yakışırdı, İstanbul da sevdaydı. Ressamın tuvali, şairin kalemiydi. Sevdalar işlenirken eserlere, hasretti İstanbul… Aşıkların yanardı yüreği. Ateş kırmızı ama İstanbul maviydi. Yakmazdı bu sevda, serinletir, ferahlatır, huzur verirdi gönüllere… Çünkü maviydi İstanbul, umuttu, serinlikti. Bu yüzden yakmayan tek sevdaydı belki de.

Yeditepeydi İstanbul. Yedi güzel insan taşırdı bağrında. Ne aşıklar, ne evliyalar sakladı toprağında. İşlemiş eserlerine Muhibbi’de, Mimar Sinan’da… Özlermiş sevdalılar maşuğundan ayrıldığında. Yakmazdı ama bu sevda. Çünkü Maviydi İstanbul…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.