KALBİNİZİ DİNLEYİN

Sessizlik, kelimesizliğe mahkumluk gibi görünse bile, onun kadar asil bir mahkumiyet yaşanamaz belki de. Seslerden ve sözlerden ayrı olmak onlara uzak olmak değil, bilakis daha çok yakınlaşmak olabilir günden güne. Buna misal kimi tebessümlerdir ki, mısraları hanımeli kokan şiirler biriktirir içinde. Fakat hal böyleyken hayat hep zıtlıklarla yaşanır ya, insan gölgesi gibi bir an olsun yanından ayrılmayan hüznünü paylaşmak ister, ama hangi dille ve nasıl bir tarif ile?

Sözcükler anlamını yitirdiğinde, bir de sözlüklere bir türlü yerleştirilemeyen bir duygu söz konusu olduğunda sessizlik, kalbe açılan en güzel pencere belki de. Çünkü zamanın akışına kapılıp giden çoktur da, asıl zor olan o süratin içinde olmasına rağmen onu durdurmak isteyerek gözlerini kapayıp nefes almasıdır insanın, yaşadığını hissederek nefes alması. En önemlisi ‘kalbini hissederek’ nefes alması… kalp demişken; hatırlamak için bir vakit cebe iliştirilen ve ardından unutulan, çok sonraları hatırlandığında ise her yanı buruşmuş haldeki bir kağıt kadar hor kullanılamaz ve hafife alınamaz bir kalp.

Zarifoğlu’ nun dediği gibi “kalbi hatırlamak” sa marifet ve onu hatırladığı kadar insan olduğunu hatırlayabiliyorsa bir kimse, tabii olarak baktığı her şeyde hep kalbini hatırlatacak bir iz görmek ister, ve isteyen gözler görebilir de. “Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır” düsturunca, ruhun arayışta olması gerekir, gönlün teskin olabilmesi için. Bu gerçeğin önemi silindikçe yaşantılardan, insanlar gün gelir bir yolda yürür de ağaçların farkına varamaz. Ağaçlar bir yana gökyüzünün bile farkında olamaz… günden güne gönlü çürüyen ve sanki ruhu çıkarılmış gözlerle etrafa bakan bu insanlar, dumanı göğe yükselen alevler misali birer imdat çığlığı değil de nedir?
Herkes yaşadığı hayata dair farklı bir değer biçtiğinden kimileri için kalbi dinleyebilmek anlamsızken, kimileri içinse yaşamı yaşanılır kılan en önemli nedenlerden. Nice hassas terazilere konulup tartılan ve ölçülüp biçilen düşünceler olduktan sonra, doğruluğunu en başta vicdan kabul ettikten sonra, kalbini dinlemeyenlerin sayısı etrafınızda çoğalmış çoğalmamış ne fark eder? Siz ‘onu’ dinledikten sonra…

Sessizlikler biriktiğinde, dile gelen her söz kıymetlidir. Değil mi ki sözlerin yürekte kıvamını bulması için de “zaman değirmeni” gerekir. Bu değirmende öğütülen her ânınıza geriye dönüp baktığınızda, yüzünüzde tebessümün çiçek açabilmesi için ve pişmanlığın gölgesinin üzerlerinde bulunmaması için, kalbinizi dinleyin.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.