ANNEME MEKTUP

Canım annem. Seni o kadar çok özledim ki sensizlik göğsüme saplanan bir hançer gibi kanatıyor içimi. Canım yanıyor hiç olmadığı kadar. Sanki yeryüzündeki bütün acılar bir karabasan gibi çökmüş üzerime, bastırdıkça bastırıyor göğüs kafesime. Sensizliği bağırmak istiyorum ama boğazım öyle bir düğümleniyor ki o an, nefessiz kaldığımı hissediyorum. Ölmek ne garip şeymiş anne! Anneler ölünce daha bir garip oluyormuş ölüm denen şey. Ölümün soğuk yüzünü senin buz gibi bedenini öperken gördüm. Senden sonra ölüm kımıl, bir kıymık gibi batıyor beynime. Sensizliği ağlayarak haykırmak istiyorum bazen. Çoğu zaman gözlerim dolu dolu her an yağmaya hazır bir bulut gibi. İstiyorum ki ağlasın gözlerim, yağsın mezarına gözyaşlarım bir nisan yağmuru gibi. Gözyaşlarımla açsın kabrinde çiçekler. Her gece belki rüyama gelirsin diye bekliyorum ama gittiğin günden beri gelmedin canım annem. Yoksa sen özlemedin mi beni? Boynuna sarıldığımda beni öpüp koklamanı, canım oğlum demeni o kadar çok özledim ki keşke bir kere bile olsa rüyamda sarılsan bana. Öpsen koklasan yine, ben de canım annecim deyip o güzel yanaklarından sıksam. Sonra , sonra cennet kokunu içime çeksem doyasıya ve mübarek elini öpüp başıma taç yapsam.

Ah annecim, sen yokken her şey çok daha zor oluyor. Çok yoruldum artık. Yüreğimin yükünü taşıyamaz oldu dizlerim. Dizlerimdeki bu dermansızlık yaşımdan ya da hasta oluşumdan değil be annem, sensiz oluşumdan. Bu dağdağalı dünya hayatında oradan oraya savrulup giderken, dinlenebilmek için senin dizlerinde her şeyimi verirdim. Havalar soğudu ama bedenimden çok ruhum üşüyor annecim, sözlerinin sıcaklığını arıyor yüreğim.

Sensiz hayat nasıl da akıp gidiyor, zaman hiç geçmezken! Sen gittikten sonra içimi kanatırcasına geçiyor günler. Her gülüşümün ardında sensizliğin acısını duyuyorum yorgun yüreğimde. Bir Kerbela yaşıyorum sanki. En güzel duygularım sensizlik çölünde susuz kaldı annem. Hayallerimin, umutlarımın bir bir vurdular başını. Ne Dicle ne de Fırat çare olamaz susuzluğuma. Kevser havuzunun başında, senin elinden içeceğim bir tas su yeşertir ancak ruhumu. Canım annecim, hissiyatımı, özlemimi yazmaya ne ömrüm yeter ne de kelimeler. Seni anlatmaya, sensizliği anlatmaya hangi kelimeler tercüman olabilir ki zaten! Keşke kalbimin dili olsa da anlatsa. Kırık dökük cümlelerimi nezdinde kabul et annecim. Seni Rabbimin merhametine ve el emin olan Peygamber Efendimiz’ e emanet ediyorum. Ne mutlu bana ki şehit evladıyım.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.