Bahar Umudu

Camı araladım. Zemheri soğuk. Aralık ayının yakıcı soğuğuna inat, ılık ılık yağan tanelere uzattım elimi. Soğuk derimi çizse de kendimi alıkoyamadım tenimi okşayan rahmet tanelerinden. Kupkuru ellerini semaya yalvarırcasına kaldırmış olan çıplak ağacı seyrettim sonra. Hayatta kimsesi kalmamış, yaşadığı tüm zorluklara rağmen belini dik tutmaya çalışan bir yaşlı gibiydi sanki. Ne gölgesinde serinleyen insanlar, ne gövdesine sevdasını kazıyan genç aşıklar, ne dallarına tırmanan haşarı oğlan çocukları ne de yavrularına yemek taşıyan anne kuş vardı yanında. Önce yaprakları terk etmişti onu. Birer birer kendilerini rüzgarın kollarına bırakıp toprağa karışmayı seçmişlerdi. Sonra gölgesinin müdavimleri gitmişti. Haşarı oğlanlar uğramaz olmuşlar, anne kuş ise tutunacak yer bulamayınca yavrularını da alıp arkasına bile bakmadan kanat çırpmıştı uzaklığa. Dostlardı anne kuşla ağaç. Ona bağrını açmıştı. Yapraklarını örtü yapmıştı onun ve yavrularının üzerine. Oysa şimdilerde unutulmuş olduğunu gördü. Yalnızlığı köklerinde hissetti. Hüzünle sarsıldı yaşlı ağaç. Biliyordu ki bir gün tekrar nazenin pembe çiçeklerine kavuşacaktı. Ama gölgesinin müdavimleri, sonra haşarı oğlanlar geri gelirler miydi? Yine kazınır mıydı gövdesine sevdalar? Ya anne kuş? Yine sırtını yaslar mıydı dallarına?

Aniden esen hoyrat rüzgarla dallarını silkeledi yaşlı ağaç omuz silkeler gibi. Bense geri çektim elimi rüzgarın şiddetinden.

Sonra bir yaşlı ağacı düşündüm bir de kendimi. Onun yaprakları gibi benim de hayallerim savrulmuştu. Onun gölgesinin müdavimleri yoktu benimse beklentilerim. Onu ismi gövdesine kazılı genç aşıkları terk etmişti, beni ise ismi gönlüme yazılı sevdiklerim. Onun artık anne kuşu yoktu, benimse umutlarım.

Ama her şeye rağmen biliyordu yaşlı ağaç, her bahar olduğu gibi bu bahar da dallarının ilk yaz çiçekleriyle donanacağını. O aşıkların yerine bir başkalarının geleceğini, anne kuş geri gelmese de bir başka kuşun geleceğinden emindi. Haşarı oğlanlarsa asla bitmezlerdi.

Biliyordu çünkü hayatta sevgi, hayaller, beklentiler ve umutlar asla tükenmezdi.

Ya ben? Hayallerini, beklentilerini, sevdiklerini kaybetmiş benim umudum var mıydı? Vardıysa neredeydi?

Uçup gitmiş işte dedim kendi kendime. Hem de arkasına bile bakmamış. Ama yaşlı ağaç o kuşun yerine bir başkasının geleceğini biliyordu, yine yeşereceğini, yine herkesin uğrak mekanı olacağını biliyordu madem, onun umudu yerindeydi benim neden olmasındı?

O ağacı dahi unutmayan, yeniden hayat bahşeden beni unutur muydu?

Cevabı zaten biliyordum.

Peki ya sen sevgili okur? Umudunu kaybetmiş sen?

Biliyorum çok yorgunsun. Bu hasretler bitmez, yüreğinin sızısı geçmez sanıyorsun.

Ama inan bana o genç aşıklar o ağaca geri geldi, yine gölgesine sığındı herkes, haşarı oğlanlar yine aşırdı meyvelerini dallarından ve bir anne kuş yine geldi dayadı sırtını yaşlı çınara…

Sen yeter ki gönlünden eksik etme nazenin umut çiçeklerini…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.